Bırakırsam sanki suda boğulacakmışım gibi sarılıyorum; bir yandan da boğazı düğüm düğüm, bir değil iki kişi için bir iç çekip bir ağlayan kadını dinliyorum. Gözlerimi açmaya cesaret edemiyorum ama yine de onun omuzları üzerinden yola, onun göremediği şeye bakıyorum. Bir yanım, tüm kalbimle inip bana çok iyi bakan kadına asla söyleyemeyeceğim şeyi söylemek istese de derinde, çok derinde bir şeyler beni onun kollarında tutmaya devam ediyor.
- Noldu? diyor annem.
- Bir şey olduğu yok.
- Söyle söyle.
- Bir şey olduğu yok.
Konuştuğum kişi annem ama yine de olup bitenden asla bahsetmemem gerektiğini yeterince bilecek kadar bir şeyler öğrendim, büyüdüm artık. Bu benim bulunmaz bir hiçbir şey söylememe fırsatım…