Yeliz GÜL

Yeliz GÜL
@terapisanati
Terapi de bir sanat değil midir, sancılı bir süreci içinde barındıran, iyileştiren, yenileyen...
Uzm. Psikolog
İzmir
459 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
6/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:00
İntihar Dükkanı da son zamanlarda çok konuşulan kitaplardan biriydi. Bir insan neden intihar ederi sorgulatan depresif bir kitap sanabilirsiniz ama değil aksine tam bir kara mizah kitabı. Hayatın yüküne dayanamayanlar son alışverişini yapıyor. Düşünün ki ölmek istiyorsunuz ve gittiğiniz dükkanda nasıl ölmek istiyorsanız onunla ilgili tüm malzemeler ve yöntemler var ve kesin çözüm risksiz. Ne çok farklı intihar yöntemi varmış diyor da özendiriyor sanmayın. Zehirler, ipler, tıraş bıçakları, öldüren öpücükler ve daha birçok intihar yöntem paketleri mevcut dükkanda. Dükkanda satış yapan tüm aile depresif ve intihara meyilli ama dükkanı işletmek için edemiyorlar. Ailenin en küçüğü hiç birine benzemeyen hayat dolu bir çocuk. Ama kitabın son cümlesi beni adeta şok ediyor ve uzun süre boş boş duvara baktığımı hatırlıyorum.
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,6bin okunma
Usluydu, çok usluydu, bir resim kadar uslu olduğundan annesi kesinlikle gelecekti. Hiç hareket etmiyordu, hiç konuşmuyordu, nefes bile almıyordu. O kadar uslu oturarak bekliyordu ki annesinin gelmekten başka bir seçeneği olamazdı. Burnunun ucu kaşındığında ya da çorabı kayıp bilene kadar indiğinde bile hareket etmiyordu. Annesi gelecekti. İçin için eriyordu, burnunu ucunu kaşınmasını istiyordu, kayan çorabının bileğindeki serinliğini hissetmek istiyordu. Bu duygularla bütün bütünleşmeyi öğrenmişti. Kendini bırakmamayı biliyordu, bir Budist gibi yaşamayı öğreniyordu… Yokluk, eksiklik, ayrılık, bunlara dayanma gücü çocukluğundan geliyordu, birdenbire sanki çok uzaklara bakıyormuş gibi yapmak, çocukluğundan kalmış bir şeydi onda. Okulun avlusundaki bir bankta annesini beklemesi, kafasında açılmış koca bir delikti adeta. Orada bir madde haline geliyordu, bedeniyle ilgili hiçbir şey hissetmiyordu, kesinlikle soluk almıyordu. Annesi geldiğinde kızı artık hayatta değildi…
Sayfa 120 - Sel Yayınları·Kitabı okudu
Anne bekleyişi
Küçücük bir kızken- dört yaş, beş yaş- ana okuluna giderken annesi son dersten sonra üstü kapalı avlu’daki bir bankta oturup kendisini beklemesini ister ve uslu olduğu taktirde salıncağa bindirceğini söylerdi. Annesi çoğu zaman geç gelirdi, bazen de hiç gelmezdi… Hiç salıncağa bindi mi? Hatırlamıyor, beklemekten başka bir şey hatırlamıyor, fantastik bir anne bekleyişi, kendisini salıncakta sallanırken seyredecek bir anne bekleyişi…
Sayfa 119 - Sel Yayınları·Kitabı okudu
Her şeyden vazgeçmek uzun hikaye. Yatacağım. Mesele şu ki yarın gene yaşamak gerekecek..
Sayfa 104 - Sel Yayınları·Kitabı okudu
Maske aynasında kendinizi seyretmeyi öğrenin, matmazel. Biraz daha seyredin kendinizi ve evinize götürün onu. Banyo ya da başucu sehpanıza koyarsınız.
Sayfa 97 - Sel Yayınları·Kitabı okudu