Nabokov’un bu romanı, yasak bir aşkı anlatmakla kalmaz; hafıza, zaman ve arzunun sınırlarını zorlayan felsefi bir metne dönüşür. Van ve Ada'nın aşkı, hem büyüleyici hem rahatsız edici bir biçimde anlatılır. Alternatif bir dünyada geçen hikâye, arzunun estetikle harmanlandığı, kelimelerin dans ettiği bir zihin oyunu gibidir. Nabokov, edebiyatı hem bir labirent hem de bir ayna olarak kullanır. Baştan çıkarıcı ama aynı zamanda düşündürücü bir eserdir.