Gönderi

Dünya, gözyaşlarının biriktiği bir yerdir.
10/10
·192 syf.··
2025 21. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2025 00:32
Emil Cioran'ın Fransızca yazdığı ilk eseri olan felsefi kitabıdır. Tanrı ile olan hesaplaşması, nihilizm tartışmaları, tarihe ve ütopyaya yönelttiği bakış açıları, ölüm ve intihar gibi birçok konuyu dikkate değer düşünceleri ile birlikte mutsuzluğun da bir seçim olduğunu defalarca vurguladığı kitabıdır. Yazar ‘çürümenin kitabında’ intihar fikrini çokça belirtmiş ve yer yer övmekten de kaçınmamış. Okuduğum bir çok kişisel gelişim kitaplarından çok farklı bir temada işlenmiş. Diğer kişisel gelişim kitaplarından en büyük farkı intihar konusunu bu kadar işlemesi, bunu savunması ve bunu yüceltmesidir. Oysa biz kişisel gelişim kitaplarında belki en çok intihar etmemeyi ve yaşamaya devam etmenin önemini öğretmiştik. Bu konuda yazar gibi düşünmesem de savunmasını da absürt bulmadım. Belki hayatın tüm anlamını öğrenen ve çözen kişi artık hayatın içinde anlamı bulmuyor olabilir tıpkı Martın Eden gibi.. Bence hayat her zaman yaşanmaya değer evet hayatımızda bir çok şey yolunda gitmeyebilir, hayatımız altüst olabilir ama hep yaşamak için bir sebep vardır bence. Umarım bu kitabı okuyanlar yazarın bu düşüncesinden etkilenmezler. Yazarın bu konudaki görüşleri şu şekildedir: “Nasıl oluyor da kendini öldürmüyor? Zira ötekilerin intiharını tahayyül etmekten daha tabii bir şey yoktur. Kendini ortadan kaldırmak öyle açık ve öyle basit bir iş gibi görünür ki! Niçin o kadar nadir bir şeydir bu niçin herkes bundan kaçar? Çünkü, her ne kadar akıl yaşama iştahını yok saysa da, fiiliyatın sürmesine neden olan hiçlik bütün mutlaklardan üstün bir kuvvettedir; ölümlülerin ölüme karşı sessiz ortaklarını izah eder; yalnızca varoluşun simgesi değil, varoluşun da kendisidir bu hiçlik; her şeydir.” “ Tabiatta bütün varlıkların kendi yerleri varken, insan, metafizik olarak başıboş dolaşan, hayatın içinde kaybolmuş, yaratılış içinde tuhaf kaçan bir yaratık olmayı sürdürmektedir.” “Bu dünya elimizden her şeyi alabilir, bize her şeyi yasaklayabilir, ama kendimizi yok etmemizi engellemeye kimsenin gücü yetmez. “Kendini ortadan kaldırmayı hiç tasarlamamış; ipin, kurşunun, zehirin ya da denizin yardımına başvurabileceğini hiç hissetmemiş kişi, aşağılık bir kürek mahkûmudur; ya da evrenin leşi üzerinde sürünen bir solucan..” “Kendimizi yok etme fikri, buna ulaşma yollarının çokluğu, kolaylığı ve yakınlığı sevindirir ve ürkütür bizi. Fakat palavracı iblisler olduğumuzdan sonumuzu erteleriz.” E.M. Cioran’a göre “ Bizler , acı çektiğimiz ölçüde var oluruz.” Ama bir çoğumuzun bunun farkında olmadığını gün yüzüne çıkarmak ister. Ve der ki : “Bütün varlıklar mutsuzdur; ama ne kadarı bunu bilir.” Ve acıyı adete mucize olarak tanımlar. “ Hakikaten acı çekmek, nedenselliği bahane göstermeden dertlerin istilasını kabul etmektir; çılgın tabiatın bir lütfu gibi, bir negatif mucize gibi..” Ona göre insan kendi içine dönmeyi reddeden, kendinden kaçan ve kendi zararına ilerleyen bir mahlukattır. “Her insan derinliklerinin zararına ilerler; her insan kendinden kaçan bir mistiktir.” Cioran’a göre ıstırap çekmek bizi her şeyden kurtarır. “Istırap duyan madde yerçekiminden kurtulur, evrenin artakalan kısmına artık bağlı değildir, kendini gevşemiş bütünden tecrit eder; zira bir ayrılık etkeni ve bireyleşmenin etkin ilkesi olan acı, istatiksel bir alınyazısının zevklerini inkar eder.” Ona göre devasızlığa bir isim kadrosu bulmaya meraklıyızdır ve isimler icat ederek, felaketlerimizin üzerinde asılı aydınlıklarda bir hafifleme ararız. “Kelimeler merhametlidir. Narin gerçeklikleri kandırır ve teselli eder…” “İnsanların var olmak ve harekete geçmek için sarıldıkları nedenleri, kendimde ortadan kaldırmak istedim” İncelemem uzadıkça uzadı ve ben daha çok beğendiğim alıntıları eklemedim henüz:( Alıntıları ekleyip incelemeyi bitiriyorum. Çok çok beğendim ve çok etkilendiğimi söylemeliyim. sadece yazarın intihar görüşüne ve fikrine katılmadığımı belirtmek isterim. ALINTILAR: Yeryüzünü ve gökyüzünü sevmek istedim, marifetlerini ve coşkularını; ve bana ölümü hatırlatmayan hiçbir şey bulamadım: çiçekler, yıldızlar, çehreler - solmanın simgeleri, bütün muhtemel mezarların potansiyel kapaktaşları! Eğer her kederlendiğimizde ağlayarak kurtulma imkanımız olsaydı, teşhissiz hastalıklar ve şiir ortadan kalkardı. Her insan bir kıyamet imkanını barındırır, ama her insan kendi uçurumlarını düzleştirmeye girişir. Yok edilmek istenen şeyin hayali hep bizdedir; suçluluk aşikardır, kabul de edilse, inkar da edilse… İnsan, aktarılamayan kelam’ın sonsuz Vecdi içinde yalnızca kendini dinlemeliydi; kendi sessizlikleri için kelimeler ve sadece kendine ait pişmanlıklar için işitilebilen akortlar uydurmalıydı. Bu dünyada hiçbir şey kendi yerini bulmuş değildir, başta bizzat dünya olmak üzere… Geceler boyunca hangi kabuslarla haşır neşir olduk ki güneşe düşman olarak kalkıyoruz? Tek olmaktan duyduğu gurur, kendi derdine aşık olmaya ve tahammül etmeye teşvik eder. ‘Yürek’ : bütün azapların kökeni… Nesneye imreniyorum… maddenin ve donukluğun lütfuna … Küçük bir sineğin gelgiti bana kıyamet bir iş gibi görünür. Kayıp gitmemiz yakındır, ama kaçınılmaz değildir; ilginç bir kazadır, ama hiç yeni değildir; korkularımızın ufkunda şimdiden bir tebessüm doğmaktadır… Bütün varlıklar mutsuzdur; ama ne kadarı bunu bilir? Evrene adaletsizlik yönetir. Zaten varlığın kendisi de hiçliğin bir iddiasıdır. Eğer bir insan bir fikir için ölürse, bunun nedeni fikrin onun fikri olmasından, onun hayatı olmasındandır. Zaferler ve yenilgiler, adı kader olan bilinmez bir yasaya göre birbirini izlerler; kader, felsefi olarak yoksun kaldığımızda, şu dünyadaki ya da herhangi bir yerdeki ikametimiz bize çözümsüz , maruz kalınacak bir lanet gibi saçma, ya da hak edilmemiş gördüğünde başvurduğumuz sözcüktür…
Çürümenin KitabıEmil Michel Cioran · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
·
125 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
İncelemeyi okurken bu kadar kendimi kaptiracagimi dusunmemistim bayildimmm🥰