; 10/10
çok üzgünüm, çok mutsuzum, rose ve connor'a veda etmeye hazır değilim. bu kitabı o kadar uzun zamandır bekliyorum ki... bu senenin benden tam puan alan ikinci kitabı zaten ilk kitabı da rose ve connor'ın ilk kitabıydı yine. iki kitap tam puanla zirvedeler. her şeyden önce benim için rose calloway'den daha üst bir kadın karakter gelmeyecek, o kadar ben, o kadar seviyorum ve o kadar özel ki hep benim için birinci olacak. ve connor cobalt, bir erkek karakteri bu kadar sevebileceğimi tahmin bile edemezdim, tamam sevdiğim bir sürü erkek karakter var ama bir gün hepsi hafızandan silinip tek bir kişi kalacak deseler gözümü bile kırpmadan Richard connor cobalt derim. onu anlatacak kelime yok, muhteşem bir karakter, benzeri olmayan bir zeka, her yönden aradığım o kişi, karakter, düşünce yapısı, espri anlayışı, centilmenlik, baskınlık yani o kişi ya. connor cobalt'a aşık olduğum için gerçek hayatta herhangi birine tam not verip hayatıma bile alamıyorum hahahahaha.
şimdi bu ikiliye aşkımızı kustuğumuza göre asıl konuya gelelim, rose ve connor çiftine veda ettiğimiz son kitapları bu, o kadar güzel işlenmişti ki aslında şöyle baktığımızda slowburn bile diyebiliriz çünkü neredeyse altı yedi aylık bir süreci anlatan altı yüz sayfalık bir kitaptı ama o kadar akıyor ki kim der sadece altı ay kadar bir süreyi okuduk bu kitapta? beni aşka inandırıyorlar, aile olmaya inandırıyorlar ve kahretsin ki çocuk sevebileceğime inandırıyorlar. rose o kadar güzel bir anneydi ki kitap boyunca, jane için verdiği savaş ve bunun yanında aynı savaşı moffy içinde vermeye hazır olması. moffy için kararttığı gözü, kendi kız kardeşleri için yaptıkları ile kimse rose calloway için kötü karakter diyemez. evet kimisi için sinir bir karakter olabilir ama o böyle yenilmez sertlikte olmasaydı sekiz kitaptır herkesin başına gelen bin bir türlü olaya kim tek bir darbe bile almadan şu şekil kafa tutacaktı. rose türünün tek örneği.
aynı şekilde connor da o kadar muhteşem bir baba ki, onun başta sadece geriye kendinden birer parçalar bırakmak istediği için ürediğini düşünmüştüm bence o da başta böyle düşünüyordu ta ki jane'i kucağına alana kadar. şimdi de o kadar ince düşünceli bir baba ki, bebeği için yirmi yedi yıllık hayatın boyunca inşa ettiğin her şeyi yıkılacak ama jane sağlam kalacak deseler her şeye bir şekilde çözüm üreten adam buna çözüm üretmeye bile çalışmaz. her şeyini jane için verir.
ve sonra gerçekten hem ilişkilerini hem de jane'i tehlikeye atan bir şey oluyor kitapta zaten konu bunun üzerine dönüyor. connor, rose ve jane için bazı şeyleri feda etmeye hazır, rose ise connor'ın bazı şeyleri feda etmesini istemiyor çünkü bunun onu derinden etkileyip mutsuz bir insan yapacağını bildiği için her şeye yanında göğüs germeye hazır. bir noktada gerçekten ya rose bu kadar dik durayım derken vücudu iflas edip yenik düşecek sandım ya da connor karısı ve kızı daha fazla zarar görmesin diye onlardan vazgeçecek sandım. ikisi de korkunç bir senaryo olurdu. ama ikili bizi şaşırtmayarak bir şekilde herkesi ve her şeyi yeniyorlar, yine, yeniden ve birlikte. connor cobalt çözümü yolu olmayan bir soruna yol yaratan bir adam. korkunç şeyler yaşadık, korkunç şeyler okuduk ama hepsi işin sonunda bizi yaratılan o yola sokmak içindi.
o kadar çok ağladım ki bir noktada ben bu kitaptan sağ çıkamayacağım ya dedim. yani lily ve lo'nun bağımlılığını okumak ayrı bir konuydu, daisy'nin psikolojik sorunlarını okumak ayrı bir konuydu, ryke'ın aile sorunlarını okumak ayrı bir konuydu ama tüm bu konuların çözümü olan ikilinin bu tek sorunlarını okumak ise... apayrı bir konuydu. açık konuşacağım ben rose ve connor asla yenilmez sanmıştım. ama yenildiler. yenilmenin en acı verici haliydi. yine da onları tekrardan ayakta gördük sadece o kadar ağlayıp üzüldükten sonra sevinecek takatim kalmamıştı. yine de çok seviyorum ve içten içe onlara veda edemiyorum. umarım yazar bize onların mini parçalarıyla falan gelir.
rose ve connor siz benim her zaman favorim olacaksınız. her kategoride.