Gönderi

ikilemlerden bir demet
10/10
·1062 syf.··
2025 12. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2025 15:20
Üç kez başlayıp yarısına gelmeden bıraktığım bu şaheseri sonunda bitirebilmenin mutluluğuyla aklımda kalanları, beni etkileyen kısımları yazmak istiyorum. Bu inceleme bol miktarda spoiler içerebilir. Kitap, hemen hemen herkesin bildiği o dikkat çekici cümleyle başlıyor: “Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz ailenin mutsuzluğu kendine göredir.” Bu cümlenin ardından Stepan ile Darya arasındaki ihanete ve Anna’yı Moskova’ya getiren nedene şahit oluyoruz. Anna ile Vroskiy arasındaki o ilk etkileşim öyle güzel ifade edilmiş ki bizzat yanlarındaymış gibi hissettim. Tabii bu aşka Anna’nın evliliği, çocuğu, toplum gibi pek çok faktörün olumsuz etkisini ilk bakışta anlıyoruz. Okurken Anna’ya ne kadar kızsam da aslında yasak aşk yaşayan bir kadın ve erkeğe toplum nezdindeki davranış farklılıkları beni rahatsız eden bir noktaydı. Anna evli bir kadın olarak Vronskiy ile aşk yaşadığı için sosyete tarafından dışlanırken bu durumun Vronskiy üzerindeki olumsuz etkileri Anna kadar belirgin değildi. Kitap bence okuyucuya dürüstlük ve sadakat kavramları üzerine düşünme fırsatını da çok güzel bir şekilde sunmuş. Anna kendisine sağlanan ekonomik imkanları ve seçkinliği elinin tersiyle itip Vronskiy ile bir hayatı tercih edebiliyor. Kitapta ayrıntılı bir şekilde işlenen Kiti-Levin ilişkisine baktığımızda Kiti önce Vronskiy’e aşıkken onunla olamaması sonucunda Levin’e evet diyor. Levin de Anna’dan etkilenmesine rağmen evliliğine devam ediyor. Kitapta çeşitli karakterlerin böyle pek çok hoşlantı yaşamasına rağmen bunu uygulamaya geçirmedikleri için “kara” olarak yansıtılanın Anna olduğunu görüyoruz. Bu da okuyucuyu “dürüstlük” kavramı hakkında düşünmeye itiyor. Kitapta belki Anna kadar dikkat çeken bir diğer karakter Levin’di. Levin öncesinden maddiyata önem veren ve inançsız biriyken kitabın sonlarına doğru sorgulamalarıyla maneviyata yöneliyordu. Kitapta Levin’in “iyilik” kavramı ile ilgili düşüncelerinin yansıtıldığı “Eğer iyiliğin bir nedeni varsa o artık iyilik değildir; eğer iyiliğin bir sonucu, yani ödülü varsa yine iyilik değildir. Demek ki iyilik, neden ve sonuç zincirinin dışındadır.” cümlesini oldukça etkileyici buldum. Beni etkileyen bu unsurların dışında en çok etkilendiğim ve duygulandığım kısım Levin’in ağabeyini kaybettiği andı. Sanırım ilk kez bir kitaptaki ölüm sahnesinden bu kadar etkilendim. Tolstoy’un hisleri yansıtmadaki ustalığına bir kez daha hayran kaldım. Kitapta Osmanlı-Rus Savaşı hakkında göndermeleri de görüyoruz. Siyasi, dini, ekonomik konularda konuşulan konularla bu eser aslında sıradan bir aşk hikâyesi olmadığını da çok güzel bir şekilde yansıtmıştı. Özetle karakterlerin gelişimi ve olayların gelişimi ile bir şaheser olan bu kitabı okuduğum için kendimi şanslı sayıyorum. (Dipnot: 2012 yapımı Anna Karenina filmi bence kitabın güzel bir uyarlamasıydı. Sadece kafamda Anna’nın eşi Aleksey olarak canlandırdığım kişi Jude Law ile pek uyuşmadı. :)
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,5bin okunma
·
67 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.