Gönderi

9/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2025 53. kitabı
Robbie Boyd, İskoç isyancılarının en ünlü ve korkutucu liderlerinden biriydi. İngiliz Baron Robert Clifford, 1306’da Robbie ve arkadaşlarını, yönetimindeki Kildrummy Kalesi’nde mahkum olarak tutuyordu. Baronun on altı yaşındaki biricik kız kardeşi Rosalin, uzaktan uzağa izlediği bu iri yarı ve yakışıklı İskoç’a hayran olmuştu gizli gizli. Ve kendi hatası yüzünden çukur hapishanesine atılan Robbie’yi gizlice oradan çıkarıp tüm İskoç mahkumların kaçmasını sağlamıştı. Mahkumlar kaçsa da, o yakışıklı savaşçıyı hiç unutmamıştı. Robbie, kactıktan sonra Robert Bruce’un hayalet muhafızlarından biri (Akıncı) olmustu. Hayalet kimliği bilinmese de, İngilizlere nefreti ve acımasızlığı ile ülkesi adına savaşan en ünlü liderlerden biriydi cesur savaşçı. Aradan geçen altı yıl boyunca Rosalin, O’nun yaptıklarını ögrendikçe, kaçmasına yardım ettiği için suçluluk hissediyor, ama Robbie aklına geldikçe hala heyecanlanıyordu. Robbie ise, ailesinin ve ülkesinin intikamı için, bir kabus gibi çöküyordu düşmanlarının üstüne. En büyük düşmanı ise, Clifford Baronu, yani Rosalin’in abisiydi. Kaderin cilvesine bakın ki, mücadelelerinin geldiği noktada, Clifford’la anlaşma yapmaları gerekiyordu. Ama, müzakere etmeleri mümkün olmadığı için, Clifford’un varisi Roger’ı rehin almayı planlamışlardı. Fakat, o sırada yegeniyle birlikte Pazar yerinde bulunan Rosalin’i de kacırmak zorunda kalınca, işin rengi değişmişti. Rosalin, tekrar Robbie’yle karşılaşmaktan dolayı heyecanlansa da, yeğeni için korkuyordu. Robbie ve adamları tarafından İngiliz olduğu için hor görülen Rosalin, güzelliği ile hepsini büyülemişti. Tabii en çok da, bunu kabul etmeyi gururuna yediremeyen Robbie’yi. Ama kamplarına yaptıkları meşakkatli yolculuk sırasında yaşananlardan dolayı Rosalin, cesareti ve merhameti ile hepsini etkilemiş, sempatilerini kazanmıştı. Robin’in ortağı Alex ’Ejder’ Seton’la her konuda olduğu gibi rehinelerinden dolayı da fikir ayrılığı yaşamaya başlayan Robbie ise, gün geçtikce daha çok kapılıyordu genç kadına. Ama, iki düşman saftaydılar ve Robbie için bu aşılmaz bir duvardı. Rosalin ise, günden güne artan aşkıyla, birlikte olmaları için umutlanmak istiyordu umarsızca. Ama, onlar ne derse desin, kaderin onlar için hazırladıklarını yaşayacaklardı... Bu seferki hikaye, düşman aşıklar temasının en güzel örneklerinden biriydi ve seride en sevdiğim kitaplardan biri oldu Akıncı. Rosalin, cesareti, sağduyusu ve büyük aşkıyla en begendiğim karakterdi. Ne kadar huysuzlansa, duygularını kabullenmek için en kötüsünü yaşamak zorunda kalsa da, Robbie’yi de sevdim. Ama, inatçılıgı nedeniyle muhafızlara bence büyük bir kayıp yaşattı maalesef. Umarım, ilerleyen kitaplarda bu yanlış düzelir. Akıcı anlatımı, aksiyonu ve karakterleri ile severek okuduğum bu kitabı begenmemin bir diğer nedeni de, başlangıçta yaşadıkları ve aralarındaki husumet kısmıyla Julie Garwood’un en sevdigim kitaplarından biri olan Yazgı’yı hatırlatmasıydı. İki kitabın öyküsü birbirine oldukça benziyor işin gerçeği. İki yazarın anlatımı birbirinden farklı olsa da, en sevdiklerim arasına giren bu kitabı ve seriyi, historical türde okumayı seven ya da bu türle tanışmak isteyen 18 yaş üstü tüm okurlara tavsiye ediyor, keyifli okumalar diliyorum herkese. Kitaplarla kalın. (alıntı) “ Clifford’ın kız kardeşinin güzelliği dillere destandı. İngilizler ona, Clifford’ın meşhur atalarından esinlenerek Güzel Rosalin derlerdi. Robbie abartılı olduğunu düşündüğü İngiliz hikâyelerinin gerçek olduğunu bu kez kabul etmeliydi. Hatta eksik bile anlatılmıştı. Kız, bu zamana kadar gördüğü en güzel canlılardan biriydi. Mükemmel bir İngiliz gülü...” “Robbie Boyd hakkında duyduğu hikâyelerden daha önce şüphe ettiyse de şu anda ona bir kez bakması bile anlatılanların doğru olduğunu anlamasına yetiyordu. Adam tam da söylendiği gibi acımasız bir fedaiydi. İngiltere’deki en korkulan adamdı. Sınır bölgesinin başına bela olan kalpsiz bir şeytandı. Değişmişti. Rosalin bunun mümkün olmadığını düşünüyordu ama adam artık daha da korkunçtu. Sıradışı boyu ve kaslı bedeni aynıydı ama altı yıldır süren savaş, cüssesini jilet gibi keskin bir hale getirmiş, gençliğin izlerini silmişti. Daha önce olmayan bir sertliği, katılığı ve dikliği vardı. Savaşmaktan başka hiçbir şey yapmayacak bir adama benziyordu. Hatları aynıydı ama Rosalin artık onun yakışıklı olduğunu söyleyemezdi. Bu, onun için fazla nazik ve medeni bir kelimeydi. Şu anda kendisine bakan korkunç görünümlü barbarın nazik ve medeni bir yanı yoktu. Kanını donduran buz mavisi gözlerinden sert çenesini gölgeleyen sakalına kadar vahşi ve korkunç bir kötülük akıyordu. Vahşi ve iyi görünümlü belki onun için daha uygun bir tanım olurdu. Rosalin’in ilk düşündüğünden daha büyüktü. Muhtemelen Cliff gibi otuz iki yaşındaydı ve savaşla geçen yıllar içinde yüzüne çizgilerle yara izleri eklenmişti. Yüzündeki vahşi ifade de savaşlardan yadigar olmalıydı. Sanki içindeki tüm iyilik ondan alınmış gibiydi.”
AkıncıMonica McCarty · Nemesis Kitap · 2021141 okunma
·
102 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.