Robbie Boyd, İskoç isyancılarının en ünlü ve korkutucu liderlerinden biriydi. İngiliz Baron Robert Clifford, 1306’da Robbie ve arkadaşlarını, yönetimindeki Kildrummy Kalesi’nde mahkum olarak tutuyordu. Baronun on altı yaşındaki biricik kız kardeşi Rosalin, uzaktan uzağa izlediği bu iri yarı ve yakışıklı İskoç’a hayran olmuştu gizli gizli. Ve kendi hatası yüzünden çukur hapishanesine atılan Robbie’yi gizlice oradan çıkarıp tüm İskoç mahkumların kaçmasını sağlamıştı. Mahkumlar kaçsa da, o yakışıklı savaşçıyı hiç unutmamıştı. Robbie, kactıktan sonra Robert Bruce’un hayalet muhafızlarından biri (Akıncı) olmustu. Hayalet kimliği bilinmese de, İngilizlere nefreti ve acımasızlığı ile ülkesi adına savaşan en ünlü liderlerden biriydi cesur savaşçı. Aradan geçen altı yıl boyunca Rosalin, O’nun yaptıklarını ögrendikçe, kaçmasına yardım ettiği için suçluluk hissediyor, ama Robbie aklına geldikçe hala heyecanlanıyordu. Robbie ise, ailesinin ve ülkesinin intikamı için, bir kabus gibi çöküyordu düşmanlarının üstüne. En büyük düşmanı ise, Clifford Baronu, yani Rosalin’in abisiydi. Kaderin cilvesine bakın ki, mücadelelerinin geldiği noktada, Clifford’la anlaşma yapmaları gerekiyordu. Ama, müzakere etmeleri mümkün olmadığı için, Clifford’un varisi Roger’ı rehin almayı planlamışlardı. Fakat, o sırada yegeniyle birlikte Pazar yerinde bulunan Rosalin’i de kacırmak zorunda kalınca, işin rengi değişmişti. Rosalin, tekrar Robbie’yle karşılaşmaktan dolayı heyecanlansa da, yeğeni için korkuyordu. Robbie ve adamları tarafından İngiliz olduğu için hor görülen Rosalin, güzelliği ile hepsini büyülemişti. Tabii en çok da, bunu kabul etmeyi gururuna yediremeyen Robbie’yi. Ama kamplarına yaptıkları meşakkatli yolculuk sırasında yaşananlardan dolayı Rosalin, cesareti ve merhameti ile hepsini