ŞEFFAFLIK TOPLUMU, Byung-Chul Han
1959’da dünyaya gelen Güney Koreli İsviçre ve Almanya vatandaşı yazar, filozof ve kültür eleştirmeni Byung-Chul Han tarafından yazılmış küçük ama çok değerli bir eleştiri kitabı.
Kitapta neoliberal bir aygıt olarak şeffaflığın anlatıldığı gibi toplumu ve insanları özgürleştirmediğini, insanı daha çok kontrol edilebilir bir hale getirdiğini anlatıyor.
Şeffaflığın insanda anlaşılmaz olanı, gizemli olanı, uyumsuz olanı, girintili çıkıntılı olanı elimine edip insanı düzleştirdiğini ve her kesin görebileceği apaçık bir hale getirdiğinden hareketle artık 1785’te İngiliz filozof ve toplum kuramcısı Jeremy Bentham tarafından tasarlanan gözetleme ve denetim hapishane modeli olan Panoptikon’a ihtiyaç kalmadığını ve hepimizin kurulan sosyal medya ağlarıyla kendimizi teşhir etmekte son derece ölçüsüz davranarak gözetlemeye ve denetlemeye gönüllü olarak katkıda bulunduğumuzu vurguluyor. Günümüz insanının dijital ayak izlerinden hareketle kişiler kendi kendilerini egemenler için çalışan köleler haline getirdiğini vurgulayan düşünür sanayileşmenin üst üretimi olan kapitalist kültür dünyasının hayatımızın tüm taraflarını kuşattığını ve artık kurulu bir sistemin çarkı olma konumuna geldiğimiz anlatıyor.
Günümüzde;
- iletişimin artmasıyla hiper iletişime ve oradan iletişimsizliğe,
-bilgiye ulaşma yollarının artmasıyla bilgi bombardımanına ve oradan da bilgisizliğe
Ulaşıldığını anlatan düşünür
Şeffaflık için gizlilikten, yabancılıktan ve ötekililikten kurtulmaya çalışıldığında insan camlaştırılır.
Sınırsız özgürlük ve iletişim topyekûn kontrol ve gözetime dönüşür.
Oysa insanın kendisi için bile şeffaf olmadığını söyleyen düşünür insan ruhunda egonun kendisiyle uzlaşma içinde olmasını engelleyen bir yarık olduğundan kişiler arasında şeffaflık oluşturmanın mümkün olmadığını söyler.
Burada bir ikilem vardır; ya insanı makineleştirerek son derece şeffaf hale getireceğiz ve insandan kurtulacağız ( O zaman dünya kimlere kalacaktır, sorusu anlamlı hale gelir.) ya da insanın kontrol altına alınamayacak bir varlık olduğundan hareketle onu saydamlaştırmadan, şeffaflaştırmadan özgün yapısını korumaya ve kendisini, geliştirmeye yönelik uygulamalara gidilecektir.
Dünyayı kaybetmemek için insana yatırım yapılması gerektiğini anladığımızda insanların şeffaflaşmasına ihtiyaç duymadığımızı daha iyi anlayacağız.
Son derece etkileyici bir kitap. Günümüz algı dünyasını daha iyi anlamak için okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.