1978 doğumlu Amerikalı romancı
Madeline Miller tarafından yazılmış çok güzel bir mitolojik roman.
Yunan Mitolojisinin tanrı ve tanrıçalarının karakterlerinin roman karakterine başarılı bir şekilde aktarıldığı bir roman.
Roman, Homeros’un Odisea destanında değindiği Kirke isimli bir tanrıçanın etrafında gelişen olay halkalarıyla oluşturulmuş. Romanda modern zamanların romanlarında görmeye alışkın olduğumuz karakter betimlemelerine bolca yer veriyor.
Karakterlerin iç konuşmalarına, hırslarına, beklentilerine, toplumsal kurallarına, etiğine, inançlarına, kültürlerine, güç mücadelelerine, estetik anlayışlarına, ekonomik sistemlerine, zaaflarına, sınıf mücadelelerine kadar özelliklerine bolca yer verilen romanla Tanrı ve Tanrıçalarla empati kurma imkanına kavuştuğumuz romanın sonunda insan olmanın veya ölümlü olmanın asıl ölümsüzlük olduğuna vurguyla varoluşsal bir bakış açısının geliştirildiğini görüyoruz. Tanrısallığın değişmezlik tarafına dikkati çeken yazar bunun hiç de tercih edilen bir şey olmadığından hareketle insanın zamana ve mekana tabi oluşunu ve kronolojik bir zaman tünelinden bir defa geçerek bir hedefe doğru girmesini tanrısallığa tercih ettiğini Kirke karakterinin Tanrı olmaktan vazgeçip ölümlü olmaya karar vermesiyle somutlaştırmıştır.
Romanın ana karakteri Kirke’nin psikolojisinden hareketle yazarın Freude’nin psikanalitik görüşlerinin ipuçlarını yakalayabiliyoruz.
Özetle çok değerli bir roman. Daha önce Homeros’un Odyse destanını okuduysanız bu romanın etkisini daha farklı hissedersiniz.
Roman, güneşin ve okyanusun dört çocuğundan biri olan ve ciddiye alınmayan, istek be arzuları bastırılan, baskılanan Kirke’nin ağzından anlatılıyor.
Bence okunacak değerli bir roman.
Tanıtım bülteninde kitaptan yapılan şu alıntı da çok hoş görünüyor:
“Ozanlar benden, –erkek– kahramanın karşısında diz çöküp merhamet dilenen bir kadın olarak bahsetti hep; ilaç katarmışım tatlı şaraplarına, büyüleyip domuza çevirirmişim hızlı giden gemilerin tayfasını, babaevini unutturur, sılaya kavuşmalarına müsaade etmezmişim. Ne demeli, kadınlara haddini bildirmek ozanların en sevdiği vakit geçirme biçimidir; yerlerde sürünüp ağlamazsak gerçek bir hikâye olmazmış gibi.
Ama yanılıyorlar, yanılıyorsunuz: Cadılık illa nefret, kıskançlık ya da başka türlü bir kötülükten doğmaz; ben ilk büyümü aşkımdan yapmıştım.
Ben, Helios’un kızı, Aiaie Cadısı Kirke. Hayatım boyunca trajedinin beni bulmasını bekledim. Bulacağından hiç kuşkum yoktu çünkü başkalarının hak ettiğimi düşündüğünden daha fazla arzum, isyanım ve gücüm vardı, yıldırımları üstüne çekecek şeylerdi bunlar. Ve bir gün, artık bu dünyaya dayanamayacağım, diye düşündüm.
Bunun üzerine denizin derinliklerindeki kadim bir tanrı seslendi: Öyleyse çocuğum, başka bir dünya yap.”
Yazar;
“Odysseus,
İkaros,
Minotauros,
Prometheus ve
Zeus
gibi mitolojik karakterlerin binlerce yıldır anlatılagelen hikâyesini farklı bir bakış açısından sunmakla kalmayıp Olymposlu tanrıların dünyasını Homeros’un destansılığında aktarmayı başarıyor.”