Bertrand Russell’in düşüncesinin izindeki okumamıza onun eğitim ile ilgili kitabıyla devam ediyoruz.
Eğitim Üzerine kitabı o kadar değerli bir içeriğe sahip ki mümkün olsa tüm anne babaların ve öğretmenlerin okumasını isterdim. Kitabın tüm satırları gerçekten çok değerli ve altı çizilecek nitelikte. Okurken altını çizmesem olmaz dediğim yerleri olduğu gibi aşağıya alıyorum.
Eğitimle ilgisi olan herkesin kitabı mutlaka okuması lazım diye düşünüyorum.
ALINTILARIM
———————————————
*Öğrenciler araç değil amaç olmalıdır.
*Çocuklar ve gençler kendilerinin gerçekten iyiliğini isteyenlerle onları sırf bazı planları için hammadde sayanlar arasındaki farkı anlarlar.
*Öğretmende sevgi olmazsa karakteri ve zekası iyiye doğru ve özgürce yetişmez ve bu çeşit sevgi asıl olarak çocuğu bir amaç saymakla duyulur.
*Her çocuk övülmeyi sever ve kabahatli sayılmaktan nefret eder.
*Doğru sayılan inançları öğretmek isteği çok kez eğitimcileri zeka eğitimine karşı kayıtsız bırakmıştır.
*Önce çocuğa kendisinin pek önemli bir kişilik olduğu duygusunu vermemeliyiz çünkü sonraki yaşam deneyimleri onu üzecektir ve bu gereceklerle de uyumlu değildir.
*Çocuğa kendisi için ne kadar çalıştığınızı, ne sıkıntılara katlandığınızı göstermeyin.
*Çağdaş eğitimde amacımız dış disiplini en küçük sınıra indirmektir, ama bu içten bir öz disiplin ister ki bu disiplin de ancak yaşamın ilk yılında her zamandan daha çok elde edilir.
*İlk yıl içinde çocuğun hiçbir kusuru yüzüne söylenmemeli, sonra da çok ender olarak söylenmelidir. Övme daha zararsızdır ama değeri kalmayacak kadar sık sık yapılmamalı ve çocuğu aşırı derecede tembih ve kışkırtma için kullanılmamalıdır.
*Yaşam boyunca insanı çabalamaya iten en büyük neden, ilk güçlüklerden sonra başarıya ulaşmaktır. Güçlükler cesaret kıracak kadar büyük ya da gayrete getiremeyecek kadar küçük olmamalıdır.
*Biz ancak tek başımıza yaptıklarımızdan öğreniriz.
*Bir yaşından küçük çocukların hiçbir zaman hayvanlardan korkmadıkları görülüyor.
*Şimdiye kadar içgüdüsel saydığımız bir çok korkuların sonradan edinilmiş oldukları ve yetişkinler yaratmasaydılar bunların olmayacakları hakkındaki görüşün doğru olduğuna ilişkin güçlü nedenler vardır.
*Ben bedensel cesaret eğitiminin mümkün olduğu kadar, diğer insanlarla bedensel yarışmalar aracılığıyla değil, makine yönetiminde ve kontrolünde beceri öğreterek verilmesini öneriyorum.
*Hemen her çocuk, yeterli derecede büyür büyümez, sinekleri ve diğer böcekleri öldürmek ister, bu onu daha büyük hayvanları, sonunda insanları öldürmeye kadar götürür.
*Gençlere yapıcılık öğretirken onlara bunu yalnız tuğlalarla ve makinelerde değil, bitkiler ve hayvanlarda uygulama fırsatı verilmelidir.
*Toplumun bir ağaç gibi düşünülmesi, bir kalıp veya makine gibi düşünülmesinden iyidir ama yine de eksiktir. Bu eksikliği tamamlamak için psikolojiye bakmalıyız.
*İnsan benliği tıpkı bir gaz gibi, dışarıdan baskıya uğramazsa durmadan genişler.
* Her insanın dünyada biraz hakkı vardır, kendisine verilmesi gerekeni savunurken ona suç işliyormuş duygusu verilmemelidir.
*Hakkı olduğundan fazlasını vermeyin ama çocuğun daha azını da kabul etmesini beklemeyin.
*Doğruluk ve açık sözlülük güçlükleri ortadan kaldırır ama baskıyla ahlaki disiplin verme girişimi bunları ancak arttırır.
*Yalana karşı ceza vermek doğru değildir.
*Ben olsam her okulda geniş, bomboş bir oda bulundururdum. Bir şey öğrenmek istemeyen öğrenciler oraya gidebilirler ama oraya gidenlerin o gün derslere dönmelerine izin vermezdim.
*Bedensel ceza bana kalırsa, hiçbir zaman doğru değildir. Hafif biçimleri az zarar verir ama hiç iyilik getirmez.
*Bir yetişkin ve hatta bir genç, kendi başına düşünüp duyamayacak kadar annesinin ve babasının kararı altında olmamalıdır.
*Psikolojik olarak, anne ve baba arka planda kalmalı, çocuk annesinin ve babasının hoşuna gidecek biçimde davranmak zorunda bırakılmamalıdır.
*Çocuğun anne ve babasına karşı yapacak hiçbir görevi yoktur. Onun görevi akılca ve boyca büyümektir. Bunu yaptığı sürece sağlıklı bir anne ve babanın içgüdüsü tatmin edilir.
*Çocuk saygı gösterdiği insanların zalim ve gaddarca hareketlerini görmemelidir.
*Yaşamın mutluluğunu sağlayan her şeyi kaybetmekten korkan kimse onu zaten kaybetmiştir. Bu konuda da diğer şeylerde olduğu gibi, korkusuzluk bilgeliktir.
*Bilgisiz sevgi güçsüzdür; sevgisiz bilgiyse yıkıcıdır.
*Sevgi ile kinden birini seçmek gereklidir ama kin, profesyonel ahlakçıların çok beğendiği güzel cümlelerin arkasına gizlenmiştir.
*Yükseköğretimin insana kazandırdığı şey her şeyden önce dikkatin özdenetimle kontrolüdür.
*Öğrencinin yaşı ne kadar küçük olursa, o kadar büyük eğitimsel beceriye gerek vardır.
*Bazı kimseler yabancı diller erken yaşta öğretilirse ana dilinin zayıf kalacağından korkuyorlar. Ben buna inanmıyorum.
*Öğrenciler şunu düşünmeye yöneltilmelidir ki bilgiye giden kestirme bir yol yoktur.
*Her ateşli siyasi parti masallardan bir koza örüyor ve bunun içinde onun anlayışı mışıl mışıl uyuyor.
*Gerçek dünya gururumuzu yeterli derecede okşamazsa, hepimiz bütün isteklerimizin büyük bir çaba harcamadan tatmin edildiği düşsel bir aleme sığınırız. İsterinin özü budur. Aynı zamanda o milli, dinsel ve sınıf efsanelerinin kaynağıdır. O bu günün dünyasında hemen hemen bir karakter zayıflığını gösterir.
*Öğrenciler hiçbir zaman aptallıklarından dolayı utanç duymaya davet edilmemelidirler.
*Öğretmen daima öğrencinin doğal düşmanı gibi değil, müttefiki gibi görünmelidir