5/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2025 21:46
Afşin Kum’un sıra dışı hayal gücünü ve toplumsal mizahı harmanlayarak ortaya koyduğu yerli bilimkurgunun dikkat çeken örneklerini bir araya getirdiği bir öykü seçkisidir. Seçkide yer alan öyküler; teknoloji, toplumsal yozlaşma, bireysel yabancılaşma ve inanç gibi temaları yer yer kara mizah, yer yer düşsel öğelerle iç içe geçirirken; okura hem düşündürücü hem de yer yer rahatsız edici sahneler sunuyor. Bilimsel gerçeklik ile alegorik anlatımın sınırlarında gezinen bu öyküler, günümüz Türkiye’sinin çelişkilerine dair eleştirel bir panorama oluşturuyor. Afşin Kum’un kaleminde absürtlük hiçbir zaman salt gülünçlük değildir; aksine derinlemesine bir sistem eleştirisinin ve bireysel çıkmazların çarpıcı bir yansımasıdır. Daha önce İlk adlı bilimkurgu öykü seçkisinde yer alan Yeni Hayat Dükkanı; %100 yerli bilimkurgu öyküsünde bilim gelişip ruh değiştirme operasyonları olacakmış. Ruhu kavrayan teknolojik araç bulunmadığı sürece ruh kopyalama, beden değiştirme ve bilinç transferi gibi konular, zaman yolculuğu gibi düşsel kurguya kayan kısmen bilimkurgu konuları kabul edilir. Sıcak Kafa gibi akıcı ve ütopik bir evrene davet ediyor. Erol Ortanca'nın Son Günü; Bilimkurgu ve düşsel kurgu olmayan öyküde başkarakterin yanlışlarından dolayı yalnızlaştığını ve tek başına dolaşırken organ mafyasına çalışan bir adamla tanışır ve ondan sonra o gün, onun son günü olduğunu bilmeyerek yelkenlerini suya indirdi. Öykünün sonunda anlıyoruz ki Osman ve Özlem'i Erol'a gönderen Esma'ymış. Bu öyküde anlatılan çıkarılan mesaj; her insana kolay kolay güvenmeden onunla bir yerlere gitmeyi bırakıp onunla dertleşmeyeceksin. Bazen yanlışlar bizim sonumuzu getirebilir. İnsan Sevgisi; %100 yerli bilimkurgu öyküsünde insanlar arasına sızan insansı uzaylı, yakın arkadaşının iş kazası sonucu baş parmağı kopmasıyla o arkadaşına yardım etmek yerine kopan baş parmağını emerek yiyerek insan sevgisini farklı yorumlayarak insanları yiyen bir yamyam uzaylıya dönüştü. Oysa insan sevgisi, insanı yemek değil kalben sevmek, onlara yardımcı olmaktı. Etkileyici olduğu kadar kopan baş parmak sahnesi mide bulandırıyor. Burada verilen iletisi ise sevginin aşırı zarardır. Daha önce İstanbul 2099 adlı bilimkurgu seçkisinde yer alan Ekmek Parası; %100 yerli bilimkurgu öyküsünde baba-oğul ilişkisi üzerinde robotik (iş görücüsel) dönemde alınteriyle para kazanmak isteyenler ile rahatlık derecesinde yan gelip yan yatarak yaşayanlar arasındaki farklılığı gözler önüne seriyor. Elbette Türk olarak her çağda alınteriyle para kazanmak isteyen bir ulusuz. Bir Tuhaf Sarkaç; Muhtemelen Katarsis programına katılan erdişi (hermafrodit) Aziz Işık'ın hayatından esinlenerek kimlik bunalımını annesi sayesinde yaşanmış otuz altı yaşındaki gencin başından geçenleri anlatıldığı psikyatri seansı tadında öyküyü okurken anlatıcıya hak verdiğimiz noktalar çıkıyor. Genel olarak lise çağında anlatılmayan bir homofobik saldırı, onun kader motifini etkilemiştir. Annesi tarafında sürekli kız çocuğu gibi yetiştirilen anlatıcı, en yakın arkadaşı sayesinde kimliğini keşfetmeyi yani erkek olduğunu öğreniliyor. Burada hata, amca ve yenge ona erkek olduğunu öğretecek şekilde eğitim vermemiştir. İnsanoğlu, doğal süreç içinde düşe kalka olgunlaştığını görüyoruz. Atıl Ulaş'ın Beklenmedik Düşüşü; %100 yerli bilimkurgu öyküsünde; bir dilenci tarafında ısırılan Atıl'ın zaman içinde giderek hortlaklaştığını anlatıyor. Öyküde Atıl'ın kolundaki morlukla birlikte vücudunda lekelerin çıkmasını okurlarca hortlaklaşmaya yorsak da bilimsel bir açıdan bu hastalığın ve dilencinin uzaylı yada insan olduğuna dair detaylar olsaydı öykü daha etkileyici bir hale gelebilir yada onu ısıran dilenciyle karşılaşıp dilenciyi ısırarak eski haline dönebilirdi. Bu arada verilen mesaj da zenginlik içinde benliğimizi kaybetmeden temkinli davranarak dilencilere kolumuzu uzatmamalıyız. Dayı; Yeni Türkiye döneminde var olan ense kalınlığı kavramını emlakçı, kiracıları dolandırmasını üzerinde anlatılan öyküde Hasan Bey, emlakçı mağdurlarına yardım ederken kendi payını alıyorlar. Bu öyküdeki dayının siyasi gücü yok aksine toplum nezdinde hatırı sayılır bir insan olduğunu görüyoruz. Aslında bazı mecralarda lobi çalışmasını görüyoruz. Onların dayılığı çıkar mı yoksa başka şeyler mi? Bu soru tartışıladursun. Gülleci, Demirbaş'a Karşı; Ülkemizdeki iş insanların vandalizm istekleri uğruna küçük esnafların mağduriyeti ve doğanın tahribata uğraması, hâlâ var olan bencilliğe küçük esnaf dükkanın mağduriyetini ve gülleci olan fizik öğretmeninin holdinge başkaldırısı üzerine anlatılıyor. Öykünün sonunda küçük esnaf dükkanın kabullenişiyle insanların vandalizme karşı boyun eğdiğini görüyoruz. Yol Bitmez; İnsanların bir yerlere gitmek için adresin tarifini sormak isterken bazen her kafadan ayrı bir ses çıkınca nereye gideceğimizi şaşırıyoruz. Öyküde ise muhtemelen kalemin başında geçen bir olayı, kabus biçiminde yazarak okurlara düzgün adres tarifi yapmaları için dolaylı olarak uyarıyor. Adresi tarafını yapamıyorsanız açıkça dile getirip bilmiyorum. İlerideki büfeciye sorun diyerek adresi sorana yardımcı olunuz. Yeşim'in Peşinde; %100 yerli bilimkurgu öyküsünde insanlar arasına karışan kabulgan (biçim değiştiren) uzaylının insan kızına hayranlığını anlatırken insanlardan duygularını almasını beklerken o kıza ayak uydurduğunu görüyoruz. Yani evrende saf sevginin izi olduğu görüyoruz. İnançlı okurlarca uzaylılarda Tengri'nin koyduğu evrensel yasalara karşı çıktığını kabul edilmez çünkü uzaylılarda da inanç vardır. Öykünün sonuyla öykünün tuhaflık yanı görüyoruz. Anlatıcının şizofren olduğunu ima edilmiştir. Biz buna öykü ilüzyonu diyoruz. İntihar Destek Hattı; %100 yerli bilimkurgu öyküsünde dolandırıcılığın tatlı yüzlerinden biri olan İnt-Des sayesinde psikolojik bunalımdan çıkamayan insanları, intiharı güzelleştirerek reklamını yapıyorlar. Bu sayede intihar eden insandan geriye paraya konacaklar. Günümüzde teknoloji sayesinde dolandırıcılıkta insanlar profesyonelleşme sürecindedirler. Belki de gelecekte bu makale tarzında yazılmış öyküdeki gibi İnt-Des kurulabilir. Kaybolan İnsanlık; İnançlı okurlarca düşsel kurguya kayan küresel çaplı bilimkurgu öyküsünde insanların aniden belli dönemlerde kaybolmaya başladığını ve en son geriye anlatıcı kaldığını görüyoruz. İnançlı kesimce bilinir ki insanlık, sınav alanı bu dünya olduğu su götürmez bir gerçektir. Bu tür öykü ise rüya yada karabasan tadındadır. Burada verilen mesaj ise insanların sevdiklerinin kıymetini zamanında bilmelidir ve sevdikleriyle dolu dolu anılar biriktirmesidir. Engin Abi ve Ger-çekleri; % 100 yerli bilimkurgu öyküsünde Engin, sevdiği kadından ayrılınca kafayı yiyerek metafizik kanunlarını fizik çerçevesinde yorumlayarak dolaylı bir şekilde simülasyon (öykünç) olayına gönderme yapıyor. Aslında onun anlattıkları modern zamanların mitolojisi kabul edilir çünkü bilimsel bir dayanağa sahip olmadığı için bu öyküyü bilimkurgu komedisi kabul ederiz. Neydi Neydi Neydi?; %100 yerli bilimkurgu öyküsünde üretilen sağlık harikası olan multivitamin hapları sayesinde insanlarda unutkanlık daha doğru dilleri ucundaki fikirleri hatırlamayla ilgili bir makale tarzında yazılmış bir öykü. Öykü teknikleri açısında durağan yapısından dolayı makale okudukları algısına kapılıyoruz. Öyküde verilen ileti ise zamanında hafızayı kuvvetlendiren meyve ve sebzelerin kıymetini anlayarak yaşamalıyız. Aramızdaki Toprak; % 100 yerli bilimkurgu öyküsünde gelecekte insan ömrünün 100 yada 200 yıl olduğu dönemde ölümü bekleyen ve özleyen yaşlının sürekli gence gözleriyle toprağı işaret ederek aslında insana 70-80 yıl yetebildiğini çünkü artık uzun yılları gören nesillerden olmadığımız için kısıtlı süreye uyum sağladık. Ayrıca sağlık açısında bütün olanaklar sağlansa da zamansız gelecek ölüme dur diyemeyiz. Kıyamet yakın dönemde insan ömrü daha da kısalacağı ön görülüyor. Bunun bilimsel açıdan destekleneceğine dair deneyler yapılacaktır. Misketler; %100 yerli bilimkurgu öyküsünde, 90 çocukların en sevdiği oyun olan misketler ile ilgili bir uzaylı evreni oluşturduğu görüyoruz. Öyküde anlatılmak istenen Tengri'nin, evreni düzen ve denge çerçevesinde yarattığını misketler arasında medeniyet kuran harıllar üzerinden anlatılmıştır. Harılların telepatik güçlerle insanoğluyla iletişim kurduğunu da görüyoruz. Harıllar kendilerine Tanrı yaratmamış, onlar da bizim gibi Tengri'ye inanıyorlar. Lady Mondegreen İstanbul'da; "Onu Yeşile yatırdı" şarkı sözünün yanlış söylenişi Hatice Hanım'ın lakabı oldu. Kara mizah yani güldürmeyen mizah türünde yazılmış. Okundukça Gündüz'ün soğuk espirilerini özletecek tatta bir öyküdür. Öyküde; Can, üçkağıtçı biri olarak babaevini annesinden gizlice satıp ortalıkta kaybolmasını anlatılıyor. Başkarakterin, Can'ın kızkardeşi Ayson'dan hoşlandığını ve öykünün devam edebilme potansiyeline sahiptir. Müziğe Küçük Bir Ara; Bir gençlik öyküsünde insanların jazz kulüplerine gidip Pink Floyd albümlerindeki şarkıları dinlemeye giderken Selçuk ve Cansu, Agah'ın şarkı söylediği jazz kulübüne giderken orada Cansu ile Agah arasında bir kıvılcım oluşmasından rahatsız olan Selçuk, kulüpten çıkıp onlardan uzaklaşır. Öykünün sonundaki şaşırtıcı detay ise Selçuk'ta gizli penis fetişi olduğunu sezisini his ediliyor. Öykü seçkisine adını veren öyküde; bir filmde spot ışık lambasının gökten düşmesi temasını kullanarak spot ışık lamba yerine traktör yağarsa dünyada oluşacak kaosun başladığını görüyoruz. Simülasyonun (öyküncün) içinde olamayız çünkü doğa olaylarından sorumlu baş melek Mikail'in su damlası değil traktör yağmasını sağlarsa Tengri'nin koyduğu kuralları çiğneyerek günah işleyecekti. Öyküde günümüzdeki mevcut durumun benzeri iktidara gelirse bizler de laikliği bırakıp onların peşinde gidersek bağnazlıkla ülkemize karanlığa gömülürdü. İnançlı okurca bu öykü, bilimkurgu emareleri olan karabasan olarak tanımlayabilinir. Seçkideki öyküler; teknolojinin sınırlarını zorlayan düşsel kurgu öğeleri, toplumsal eleştirilerle iç içe geçen karakter trajedileri ve distopik gelecek tasvirleriyle dikkat çekiyor. Her bir öykü; yerli anlatı damarıyla modern anlatı biçimlerini buluştururken kimlik bunalımından yapay zekâya, metafizikten organ mafyasına kadar geniş bir tematik yelpazeyi kapsıyor. Bazı öyküler biçimsel olarak daha başarılı ve vurucu olurken kimi anlatılar ise teknik ya da içerik olarak eksik kalabiliyor. Ancak genel olarak bakıldığında bu seçki Türkiye’deki öykü seçkilerinin çeşitlenmesi ve olgunlaşması adına önemli bir katkı sunuyor. Okura düşündüren, zaman zaman rahatsız eden ama daima sorgulatan öyküler sunması bakımından etkileyici bulunabilir.
Öykü
Kırk Üçteki Korkunç Traktör YağmuruAfşin Kum · Aprıl Yayıncılık · 2023147 okunma
·
189 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.