·510 syf.····Okunma: 12 Temmuz 2025 00:15 "Hiçbir şey gerçek değil, her şey mübah" düsturu ile oluşan bir tarikatı ve inanılması zor başarıları anlatan, insanı ara ara bunaltan, düşündüren ve sorgulatan bir kitap: Alamut.
Amacı uğruna yaşayan ve imkansızı yavaş yavaş imkan haline getirip imanı araç olarak kullanan bir deli düşünün. Hasan Sabbah! Her yerde Yüce Efendi olarak kendini tanıtan bir peygamber. Alaya alınan dinin amaç için kutsal bir araç haline gelmesi.. Hiçbir şey bilmeden kendini feda edecek konuma gelen yiğit ve masum savaşçılar yani fedailer..
Alamut'ta sorgulamak yasak. Her şeyin doğrusunu bir tek Yüce Efendi bilir. Ve bir peygamber gibi herkesi etkisi altına alır.
Tanrı var mıydı tartışılır ama imanın gücü kesinlikle vardı ve başarılar bu güçle elde edilecekti.
Bu devirde hiç düşünmeden canını verecek kadar güçlü bir iman var olabilir miydi? Elbette. Cennetin anahtarı her kapıyı açardı. Cennetle satın alınan imanı nihai hedefe götürecek birer silah olarak kullanmak tam da Hasan Sabbah gibi bir adamın düşünebileceği bir şeydi. Nadir görülecek zekası onu ya batıracak ya da çıkaracaktı.
Neden yaptı böyle bir şeyi diye soracak olsaydık kendisine cevabı o da bilmiyordu. İntikam hırsı mı yoksa gençliğindeki o hayal mi gözlerini bürümüştü bilinmez.
Dershanede ki hocamın önerisi ile listeme eklediğim, yıllardır okunmayı bekleyen bu kitabı nihayet okuma fırsatı buldum.
Beklediğim gibi miydi tartışılır ama kitabın ortalarına doğru sıkıldığım, bu ne diyor ya diye kabul etmek istemediğim ve hayır Müslümanlar normalde öyle değil diye içten içe söylendiğim ve bıraksam mı acaba diye düşündüğüm zamanlar da olmadı değil. Beklentimi düşürerek okumaya devam ettim ve ilerleyen sayfalarda herhalde bir şeyler değişiyor heyecanı ile daha sıkı sarıldım kitaba. Bir aldatmaca uğruna kendinden geçen, sorgusuz sualsiz her şeye inanan zavallı fedailere üzülmeden edemedim. Kur'an'ı okuyup, onun mesajını anlamadan böyle akıl almaz düşünceleri kabullendiklerinde ve sorgulamayı reddettiklerinde biraz da sinirlendim aslında. Pek de yabancı gelmese gerek. Yazarın yabancı olması ve ne dinimizi ne de kültürümüzü tam anlamıyla kavrayamaması sebebiyle, kimi yerlerde harem tasvirleri ve özellikle Türklere karşı tutumu kurgu güzel olsada beni kitabın dışına itti diyebilirim. Doğruluğu tartışmaya açık olan bu kitap yine de kurgusu itibariyle sonlara doğru merak uyandırıyor. Yolu düşene..