Puan vermedi·256 syf.····Okunma: 12 Temmuz 2025 12:15 Cihan Çetinkaya’nın kaleminden çıkan Suskunlar Meclisi, polisiye türüne ait görünse de, aslında o sınırları fazlasıyla aşan, çok katmanlı bir roman. Kitap Sultanahmet’te işlenen gizemli bir cinayetle başlıyor ve olaylar ilerledikçe sadece bir dedektiflik hikâyesi değil, daha derin bir yolculuk başlıyor.
Ana karakterimiz Eşref Kalender’in peşine takıldığımda, ilk başta sadece bir cinayetin peşindeymişiz gibi hissettim. Ama her sayfada karşıma çıkan semboller, ezoterik detaylar ve mitolojik göndermeler beni bambaşka yerlere götürdü. Olaylar ilerledikçe sanki yalnızca Eşref değil, ben de çözülmesi gereken gizemlerin tam ortasındaydım.
Kalem olarak Çetinkaya’nın tarzı beni gerçekten etkiledi. Özellikle anlatımındaki şiirsel dil, kitaba bambaşka bir ruh katmış. Zaman zaman bir roman değil de, derinlikli bir şiir okuyormuşum gibi hissettim. İstanbul’un dokusu, karanlık örgütler, güç ve hakikat üzerine yapılan sorgulamalar çok güzel harmanlanmış.
Benim için Suskunlar Meclisi, sadece bir polisiye değil; hem bir edebiyat şöleni hem de insanın içini kurcalayan felsefi bir metin gibiydi. Son sayfayı çevirdiğimde elimde sadece çözülmüş bir cinayet değil, kafamda hâlâ dolanan bir sürü soru vardı. Ve bence iyi bir kitap tam da bunu yapmalı.