·304 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Temmuz 2025 19:04 Kirpinin Zarafeti Fransız roman yazarı ve felsefe profesörü Muriel Barbery tarafından 2006 yılında basılan eseridir. Yazarın felsefe profesörü oluşu romana, romandaki diyaloglara da yansımış.
Barbery’nin yayınlandıktan sonra aylarca çok satanlar listesinde kalan kitabında farklı sosyoekonomik seviyelerden ve hayatlardan gelen üç kişinin hayatına konuk oluyor.
Renee ve Paloma Paris’te aynı apartmanda yaşıyor. Renee, apartmanın potansiyelinden kimsenin haberi olmayan 54 yaşındaki bir kapıcısı; Paloma ise zengin bir ailenin on üç yaşına girdiğinde intihar etmeyi düşünen on iki yaşındaki üstün zekalı kızı. Sanat, edebiyat ve sinema meraklısı Reneé, entelektüel yönünü saklayıp toplumun dışında kalmayı tercih ederken, üstün zekâlı Paloma, uyum sağlayamadığı dünyasından kopmanın hazırlığını yapıyor. Paloma, yetişkinler dünyasının sığlığına tahammülü olmadığı için hayatta kalabilmek güdüsüyle farkında olmadan bir neden arıyor. Birbirlerinden sınıf ve nesil farkı nedeniyle çok uzak ve farklı görünen karakterler, bir Japon beyefendisi olan Kakuro’nun apartmana taşınmasıyla kendilerini benzersiz bir ilişkinin içinde buluyor. Kitap tamda bu kısımda Tolstoy’un şu müthiş sözünü hatırlatıyor “Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar. Ya bir insan bir yolculuğa çıkar, ya da şehre bir yabancı gelir.”
Kitabın ismi, Paloma’nın Reneé’de gördüğü “kirpinin zarafeti”nden geliyor. Kitabın ismi çoğu okura hatırlattığı gibi bana da “kirpi ikilemi” ni hatırlattı.
Arthur Schopenhauer, 1851’de yayınladığı “Parerga ve Paralipomena: Kısa Felsefi Denemeler” adlı eserinin 396. bölümünün bir kısmında, kirpilerin soğukta kaldığı anlarda karşılaştıkları ikilemi anlatıyor: “Soğuk bir kış sabahı çok sayıda oklu kirpi, donmamak için birbirine bir hayli yaklaştı. Az sonra, oklarının farkına vardılar ve ayrıldılar. Üşüyünce, birbirlerine tekrar yaklaştılar. Oklar rahatsız edince yine uzaklaştılar. Soğuktan donmakla, batan okların acısı arasında gidip gelerek yaşadıkları ikilemi, aralarındaki uzaklık, her iki acıya da tahammül edebilecekleri bir noktaya ulaşıncaya kadar sürdü. İnsanları bir araya getiren, iç dünyalarının boşluk ve tekdüzeliğidir. Ters gelen özellikler ve tahammül edemedikleri hatalar onları birbirinden uzaklaştırır. Sonunda, bir arada var olabilecekleri, nezaket ve görgünün belirlediği ortak noktada buluşurlar…”
Paloma bunu bu kadar uzun açıklamasa da okurken bu yakıştırmanın Reneé’ye ne kadar uyduğunu fark edeceğinizden eminim.
Felsefe ve günlük yaşamın müthiş sentezlendiği bir eser olmuş Kirpinin Zarafeti. Okuması oldukça keyifli zaman zaman orta ağırlıkta felsefik tahlillere yer verilmiş. İlk başlarda hikaye çok yavaş ilerledi hatta sonlara doğru açıldı desem abartmış olmam. Bu noktalarda okuma hızım yavaşlasa da genel olarak akıcı bir kitap diyebilirim.
Keyifli okumalar…