“Herkes sevildiğini hissetmek ister. Ama ya partnerinle farklı diller konuşuyorsanız?”
Chapman’ın ortaya koyduğu fikir basit ama devrim niteliğinde.. İnsanların sevgiyi alma ve verme biçimi farklıdır. Ve bu farklar ilişkilerde görünmez duvarlar örer. Kitabın temelinde beş ana sevgi dili var: Onay sözleri, kaliteli zaman, hediye alma, hizmet eylemleri ve fiziksel temas. Her birimiz bu dillerden birini ya da birkaçını “ana dili” olarak konuşuyoruz. Ama ne yazık ki, çoğumuz başkasınınkini öğrenmeden kendi dilimizle sevmeye çalışırız. Ve sonra, “Ben onu seviyorum ama o anlamıyor…” cümlesi gelir. Karşımızdaki bambaşka bir dilde sevgi anlatıyorsa, o sevgi bizde yankı bulmayabilir. İşte sorun da tam burada başlıyor. Sana düşen, karşındakinin kalbinin kapısını hangi anahtarın açtığını bulmak.