Puan vermedi·128 syf.····Okunma: 13 Temmuz 2025 13:26 "Üst üste sorular soru içinde
Akıl olmazların zoru içinde"
Necip Fazıl ile başlamazsam olmazdı. insan galiba sorduğu sorulardan ibaret. Cevap aramak ve cevap beklemek insanın iç düşümüyken (ifadeyi iz düşümü kavramından bozarak kullanıyorum), cevap vermek çoğu zaman insanın kabiliyetlerinin ötesine düşüyor.
Sayfalar boyu süren sorular vardı kitapta... Dünyada insan soruyor soruları, ahirette ise dünyanın ve ahiretin sahibi. Bir sorunun sahibi olmak onu cevabın sahibine götürüyor. Absürt komedinin sorularla inşa edilmiş olması bana çok manidar geldi. Özellikle kitabın bir bölümünde peş peşe dört sayfa tüm cevapları "hayır" olan sorular okuyoruz. Cevapsız kalmanın ise bir cinnet olduğu sonucuna ulaşıyoruz...sorularına cevap bulamayan akıl kendi üzerini örtüyor...
Bir ağaç... İsmi portakal ağacı... Ve portakal bekliyor insan portakal ağacından... Bunu bekleyen aslında akıl... Bir portakal ağacı düşünün doğru besin ile beslendiğinde kışın portakal, baharda kayısı, yazın incir ve güzün de nar veriyor... Bir ağaç düşünün... Kendi koklamadığı çiçekler, kendi görmediği renkler ve kendi yemediği meyveler veriyor...
Paradoks? Ağaç kendisine yüklenen görevi yerine getiriyor soru sormadan... Portakal ağacı kışın portakal veriyor, baharda kayısı ağaçları kayısı, yazın incirler doluşuyor dallara ve güzün nar veriyor nar ağaçları... Hiçbir ağaca kaldıramayacağından fazlası yüklenmiyor... Ve insan... Kaldıramayacağı yükün altına girmekte üstüne yok... O aceleci ve nankör çünkü...
"Çıktım erik dalına anda yedim üzümü"
Yunus...ne hoş söylemişsin... Bir inceleme yazısından ziyade kendi kendime fısıldadığın şeyleri not ettim her zamanki gibi....