“Türkçülük, Türk soyunun tarihî geleneğine dayanarak, kadın hususunda hür düşüncelidir ve kadına saygı beslemektedir. Ancak, kadının koket derekesine düşmesine de şiddetle karşıdır. Kadına saygı beslemek, onu erkekle kayıtsız şartsız eşit tutmak anlamına gelmez. Tanrı'nın ayrı yarattığı iki cinsi bir tutmak, tabiat yasalarına aykırı bir davranıştır. Kadınların her türlü öğrenimi yapmalarına ve bazı durumlar dışında her mesleğe girmelerine taraftarız. Fakat aile yapısının korunması bakımından kadının her şeyden önce analık ve evdeşlik görevini yapmasını isteriz”
Atsızın Türk Ülküsü kitabı sayfa 86 da yazan bu sözlerine katılmamaktayım. Türk milleti asırlardır kadınıyla beraber avlanır, at sürer, milletin refahına yönelik ciddi meseleleri hakkında kadınla birlikte hareket eder. Bunun çokça örneklerini tarihte görmekteyiz. Sırf kendi menfaatleri öne çıkarmak amacıyla kitaba kadının yalnızca bir meta olarak gösterilip üstünün kapatılmaya çalışılması beni ziyadesiyle üzdü
Ayrıca 139-142 sayfaları arasında yer alan Türk gençliği nasıl yetiştirilmeli konulu maddeler arasında okurken dehşete düştüğüm şeyler oldu . Bir kadın öğretmenin erkek öğrencilere ders vermesinin uygun bulunmaması ve karma eğitimin literatürden kaldırılması hakkında … Kadın ve erkek toplumumuzda eşittir. Her ikisi birer bireydir. Okuma hakkı her iki birey için eşit olmalıdır. Bu eşitlik ancak birlikte bir bütünken sağlanabilir . Ayrı masalar ayrı okullarda eşitlikten söz edilmesi mümkün değildir. Erkekler uçkuruna sahip çıkmayı öğrenmek zorundadırlar toplumun refahı kadınla erkeği ayırmaktan değil önce onları aynı sıralarda medeni bir şekilde birbirlerine doğru bakış acıları kazandırmakla olmalıdır !!!