Puan vermedi·212 syf.··Beğendi
· Polisiye, mizah, zaman yolculuğu ve kişisel yüzleşmeleri tek potada eriten, ama hiçbirine tam anlamıyla teslim olmayan bir kitap. En çok da “geçmiş geçer mi?” sorusunu tüm ağırlığıyla ortaya koyan, hem hafif hem de ağır bir hikaye. Kan ve Gül, ne bir roman türün içinde kalıyor, ne de anlatacaklarını tek bir çizgide anlatıyor. O yüzden bu kitabı tanımlamak için klasik kalıplar yetmez, okunması, keyfine varılması lazım.
Kitabın dili hem edebiyat severlere hem de gündelik bir okuma arayanlara hitap eder halde. Üslubundaki alaycılık, bazen Kafkaesk bir tat veriyor, bazen de Murakami’nin gerçeküstü ama içten dünyasını anımsatıyor. Ama sonuçta ortaya çıkan şey, tamamen yazara ait bir dünya.