·479 syf.····Okunma: 14 Temmuz 2025 11:48 Kitapla ilgili yazmak, anlatmak belki de haykırmak istediğim öyle çok duygu, düşünce ve his var kii... Bu kadar yoğun ve iç içe girmiş olan zihnimdeki hükmedemediğim bu soyut varlıkları şimdi nasıl olurda somutlaştırırım inanın ben de merak ediyorum. Kitaba geçmeden Oğuzcum Atay'a karşı içimde oluşan karşı konulamaz saygı ve hayranlığı belirtmeyi bir borç bilirim. Kitabı bitirdikten sonra kendime kurduğum ilk cümle "Böyle büyük bir ustanın Türk edebiyatında var olmuş olması kendim ve ülkem adına pahabiçilemez bir gurur!" oldu. Tabikii ister istemez sonrasında acaba yabancı bir edebiyatta olsaydı değeri nasıl bilinirdi, ne kadar kıymeti karşılanırdı, ne kadar okur ile tanışırdı sorularını da sormadan edemedim. Ne yazık ki çoğu kimse gibi benim de bu sorulara verdiğim cevaplar çok daha olumlu bir tablo ile karşılaşırdık minvalinde oldu. Açıkçası okuma oranı bi hayli düşük olan bir toplumdaki fertlere önerilecek türden bir kitap olduğu fikrine de sahip değilim. Zira kitabı anlamak çok çok çok zor. Kitabı bitirmiş incelemeler okumuş, dinlemiş ve inceleme yazarkenki şu vaziyetimde dahi kitabı anladım diyemiyorum. Kitabın sırrı da burasında bunu kabul ediyor ve de bu sırrı inanılmaz derecede seviyorum. Fakat okuma alışkanlığı olmayan fertler için yarıda bırakılmaya pektabii mahkum bir eser. Bu durumu sadece en çok yarım bırakılan yazarlar anketinin sonuçları değil yazarın ta kendisi de kabul ediyor.
"Beni şimdiye kadar otuz yedinci sayfaya kadar okudular, sıkılıp ellerinden bıraktılar, o sayfam açık öylece kaldım."
Kitabında yer alan bu bölümde bu gerçekliği bizimle yüzleştiriyor. Her baktığım inceleme sonrasında herkesin kitaptan farklı anlamlar çıkardığını ve bambaşka yorumlar yaptığını gördüm. Bazı okurlar kendinden çok emin olarak yorum yaparken çoğu okurunda şüpheler içinde yorumlar yaptığını fark ettim. Ben de takdir edersiniz ki ikinci bölümde yer alan okurlardanım. Kaç kere bitirsem de kaç kişi ile kitap hakkında münakaşa etsem de yine de şüpheden kurtulamayacağım ön kabulündeyim. Çünkü kitabın varlığını şüphe üzerine kurduğunu ve bu varlığının soluklarını kitabın her bir sayfasında duyurduğunu, duyduğumu biliyorum. Her bir okurun hayal dünyasında yer alan bu kadar farklı sanrı çeşitliliği kitabı zenginleştiriyor. Öyle zeki ve çok yönlü düşünme becerisine sahip bir yazar ki okuyucuları arasında binlerce farklı ihtilaf oluşturabilmiş. Kendisi de bu durumu sezmiş olsa gerek kitabın en sonunu
"Hava kararıyordu. Köşeden bir genç kızla bir genç adam göründü kol kola. Delikanlı bir şeyler anlatıyordu, genç kız da başını sallıyordu. "Bana kalırsa film biraz karışıktı" dedi genç adam. "Bazı yerlerini anlamadım." "Canım" dedi kız, "Sonunda çocuk ölüyor işte." "Aptal," dedi delikanlı, "O kadarını biz de anladık."
böyle bir replik ile bitiriyor. Bu bambaşka bir ustalıktır sevgili okurlar benim bu bölüm üzerine kelimelerim tükeniyor. ( HA! HA! ) Zekasını kitapta defalarca kez yaptığı ironilerle, alıntılarla bize ispatlamış olsa da en sonundaki cümleleri ile bunu en vurucu şekilde bir kez daha bize kanıtlıyor. Resmen kitap beni sarhoş etti, akli melekelerimi kendi kontrolü altına aldı ve ben kitaptan başka bir şey düşünemez bir hale büründüm ! Her kitapta muhakkak ki altı çizilmeye layık cümleler ile karşılaşırız malumunuzdur, bunların sayısı arttıkça doğru orantılı olarak kitaba olan sevgimiz de artar. Tehlikeli oyunlar özelinde çok rahat diyebilirim ki altı çizili olan yer miktarı altı çizili olmayan yerleri geçmiştir. İsterdim beni başka dünyalara götüren uzun uzun daldıran sözleri burada paylaşayım. Ama öylesine çok kii sadece kendime saklamam benim için daha kolay oldu. :) Hatta bir noktadan sonra altını çizmeyi bırakıp hafızamda yıldızlamaya başladım. Son olarak okuyan herkes gibi odaklanmayı çok isteyen bir kitap olduğu fikrine sahibim. Neyseki çoğu yeri odağım kayboldu, kaçırdım diyerek başa dönerek; tekrar tekrar okudum. Tavsiye verme haddinde kabul ederseniz beni size demek isterim ki hatta yalvarırım ki: " N'olur hayatınızın, zihninizin sakin bir döneminde okuyun ve lütfen yarım bırakmayın. Tüm anlamsızlığına rağmen pes etmeyin ve sonuna gelin!"