"yaparak kötü olacağına yapmayarak kötü ol."
babamdan bir öğüt. Bir zamanlar sadece duyduğum... ama şimdi yaşamayı öğrenip, dümene koyduğum. Kalp kırıklığı dediğimiz şey öyle bir süreç ki en başta su gibi akar;
fedakarlık, anlayış, iyi niyet... hepsi senin çabanla dolar o bardağa. Ama bir bakmışsın, o bardak karşı tarafta yere çalınmış. Sesinden sen irkilmişsin, kırıkları yine sen toplamışsın. Ve fark ediyorsun ki insanlar senin ne söylediğine, ne yaptığına değil, onların ne hissettiğine göre karar veriyor. Senin en iyi niyetin bile onların hikâyesinde kötü bir cümleye dönüşebiliyor.
O yüzden diyorum ki: yapma kardeşim.
Her sorunu sen çözmeye çalışma.
Her yarayı sen sarmaya çalışma.
Çünkü sonra o yara izinin suçlusu bile sen oluyorsun. Kendinle aran bozulmasın diye,
bazen susmak...
bazen uzaklaşmak...
bazen hiçbir şey yapmamak gerek.
işte kalp kırıklığı bunu öğretiyor:
bir insanı kazanırken kendini kaybediyorsan,
yanlış oyundasın demektir.