İnsanlık tarihinin başlangıcından günümüze kadar olan dönemi inceliyor. Önce dedikodunun öneminden bahsediyor. Dedikoduyu, başkalarının kötü özellikleri hakkında konuşarak kendini üstün hissetmeye çalışmak olarak nitelendirmiyor. Bir topluluktaki insanlar hakkında iyi ya da kötü bilgi edinip bu bilgileri toplumsal ilişkilerde kendi yararına kullanmak olarak kabul ediyor. On kişilik toplulukta liderlik yapmanın yüz kişilik toplulukta liderlik yapmaktan daha kolay olduğunu anlatıyor. Tüzel kişilikten bahsediyor. Sonrasında insanlık tarihinin başında insanın insan eliyle ölümünün yüzdeliğinden bahsediyor. Kitabın genelinde ilk tarihte sahip olduğumuz imkanlar ve hayattaki mutluluk oranımız ne, günümüze geldiğimizde nelere sahibiz, hangi konularda geliştik, hangi konularda aynı kaldık ya da geriledik. Kitabın en sonunda da günümüzdeki yaşam mı daha iyi yoksa tarihin ilk zamanlarında mı daha iyiydi, bu başarıyı hangi tarafta bulacağız seçimi bize bırakıyor. Güzel kitap, hayata bakış açınıza bir pencere açıyor. İyi okumalar.