Emile Zola'dan bir şey okumak banliyölere ve işçi hayatına biraz da olsa yakınlaşmak demektir.
Bu roman bir Paris banliyösü olan Goutte-d'Or Sokağı'nda geçmektedir. Roman boyunca bu sokağı bir tiyatro sahnesi gibi kullanmıştır Zola; bütün oyuncularını yeri ve zamanı geldikçe burada sergileyip bize tanıtmıştır. Hikayesi için gerekli bütün aksiyonda temel olarak burada yer almıştır.
Romanı bir akademik çalışma altında inceleyecek olursak; bazı sosyolojik tespitler yapmaya hak kazanabiliriz. Bunlardan başlıcası Zola diyor ki; insan sefaletini başkalarının sırtına ve omzuna basarak ya da diğerlerine kıyasla daha iyi durumda olduğunu düşündüğünde unutabilir. Örneğin, Lorilleux ailesine yakından bakılabilir.
Bir diğer konu ise Paris'in merkez sokakları ve arka sokakları arasındaki sosyo-ekonomik fark aslında gelirlerin eş dağılmadığını ve herkese yetecek kadar yemek ve yer varken bunun sağlanamadığını ortaya koymaktadır (biraz da hükümet eleştirileri). Gervaise kitabın sonunda yaşadığı sefalet ile kendini pazarladığı satırlar aslında iki sokak arasındaki ekonomik farkı netlikle göstermektedir.
Zola'nın kitabı bitiriş şekli de biraz kafa karıştırıcıdır. Coupeau delirerek, Gervaise ise sefalet içinde ölmüştür. Son sayfasından başlandığında okunmaya Zola şunu iddia ediyor diyebiliriz; bu hayattan bir kurtuluş yoktur. Ne kadar çıkışlar, yükselişler de olsa bu banliyöye girdikten sonra bir daha kurtulmak mümkün değildir. Burası ahlaki olarak yozlaştırır ve nihayetinde ekonomik çıkmazlarla birlikte kişi sefil bir hayatı tercih etmek zorunda kalır. Lantier'ler ise kazanandır. Lantier'ler hiç bir kıymetli duyguya sahip olmayan ihtiras bir perver olarak tüm kitap boyunca başına bir şey gelmeden hafızamızda yer edinmiştir. Peki, bu kadar net yargıları ifade etmeme rağmen neden kafa karıştırıcı ifadesini kullandım? Çünkü kitabın ortalarında Gervaise ve Coupeau gayet ahlaklı, alkolden uzak, güzel bir yaşam içinde birikim yapabiliyor, hayat şartlarını oldukça ıslah etmiş durumda mutlu mesut yaşayabiliyorlardı. Zola açısından bu olabileceğine bir inanç mıydı yoksa; her türlü başa bir musibet gelir ve bu devam edemez demek miydi? Derin Zola, okumaları sonucunda buna cevap bulunabilir.
*** Özet
Gervaise küçücük bir kız iken (14 yaş), Lantier ile tanışır. Sevgili olurlar. İki tane çocukları olur Claude ve Etienne. Lantier evlenme vaadi ile Gervaise'i Paris'e getirir. Ama burada tek yaptığı şey Gervaise'i ekonomik olarak sömürmektir. Bir gün Lantier evdeki bütün eşyaları rehinelere vererek Adele adında bir kadınla kaçar.
Gervaise çamaşırcılık işinden anlamaktadır. Bayan Fouconnier'in yanında çalışmaya başlar; belli bir süre boyunca sıkı çalışması sonucunda işlerini yoluna koyup hayatına çeki düzen verebilmiştir. Bir çinko işçisi olan Coupeau, Gervaise ile olan evlenme isteğini kendisine açıklar. Gervaise biraz Coupeau,'nin ısrarı ve kendisinin nazı sonrasında bu evliliği kabul eder. Artık ikisi birlikte çalışıyorlar; evlerini çok güzel bir şekilde ıslah ederek banliyönün örnek ailesi olmuşlardır. Nana adlı bir kız çocukları da olur. İşlerin yolunda gitmesindeki en önemli etken Zola'nın dünyasında içkiyi dokunulmaması ve ahlaklı bir hayat sürdürülmesidir.
Her şey yolunda giderken, olayları tersine çeviren şey Coupeau'nun bir gün düşerek ayağını kırmasıyla başlar. Gervaise ve Coupeau ciddi bir miktar para biriktirebilmişlerdir ve bununla bir dükkan tutmaya karar verirler. Dükkanı incelemeye gidecekleri gün Coupeau çalıştığı çatıdan düşer ve yaklaşık 4 ay çalışamaz hale gelir. Bu süreç boyunca alkole ve tembelliğe alışır. Dükkanı ise komşuları Goujet'in verdiği borç ile bir şekilde açarlar. Başta işler çok yolunda gider. Düzenli olarak Gervaise ve Coupeau borçlarını ödeyebiliyorlardır ve aynı zamanda kenara para da koyabiliyorlardır. Lakin Coupeau'nun israf ve alkole düşkünlüğü artık evde kapanmaz yaralar açmaya başlamıştır. Evdeki bütün yaşayış şekli değişir; lüks, israf ve hava atma isteğine dönmüştür.
Artık gerilemeden düşüş dönemine geçirecek son şeyde Gervaise'in doğum günü kutlaması olacaktır. Bu kutlama için gerekli et ve içkiler için ciddi miktarda borç alınmıştır. Dükkanda yapılan kutlamada bütün mahallelinin tanık olması için kapı açık ve herkesin farkında olacağı şekilde yapılmıştır. İşte o gün aynı zamanda Lantier'in Goutte-d'Or Sokağı'na tekrar döndüğü gündür. Adele'i de ekonomik olarak sömürdükten sonra ondan alacağı bir şey kalmayınca Lantier tekrar çöplüğüne dönmüştür. Coupeau ile meyhanelerde arkadaşlığını dostluğu geliştirmiştir. Hatta iş o dereceye varmıştır ki, Coupeau Lantier'i kiracı olarak eve almıştır. Lantier'de oğullarıyla ilgilenmek bahanesi ile bunu kabul etmiştir.
Lantier, artık dükkanın sahibi, evin reisi gibidir. Aslında Lantier'in varlığı Gervaise'i Coupeau açısından rahatsız etmemektedir. Çünkü Coupeau artık sefil bir insana dönmüştür. Ama Gervaise biliyor ki; kendisini masumca seven eski komşuları Bay Goujet vardır (dükkanın açılması için borç veren kimse). Lantier'in kendisine yakınlığı Goujet'i kırmak açısından Gervaise'i rahatsız ediyordu. Evde Gervaise'in Lantier ile de birlikte olduğu dedikoduları Coupeau'nın kulağına gider korkusundan ziyade Goujet'in kulağına gider diye korkuyordu Gervaise. Çünkü Zola, Goujet'in sevgisini bir saflık ve masumiyet olarak temsil etmişti. Gervaise kendi durumunu şöyle anlatacaktı: "Lantier ile olacaksam gerçekten ahlaksız bir kadın olmuş olur ve sizin yüzünüze bakamam!" Ve böyle de olacaktır. Gervaise ile Lantier, Coupeau'nın kör kütük sarhoş olduğu kendi kusmuğunda yatmakta olduğu bir gün birlikte olurlar. Bu artık evde herkesin bildiği kimsenin sesini çıkarmadığı bir şey olarak devam eder. Gervaise cinsel hayatı açısından da iradi anlamında da iki kocalı sefil bir kadın durumundadır ve gün geçtikçe ahlaki olarak sefil Coupeau'ya benzemektedir.
Lantier'in artık bu evden yararlanabileceği bir ekonomik durum kalmamıştır; aile iflas etmiştir. Artık Lantier başka birine yanaşmalıdır. Bu kişi de Virginnie'dir; Adele'nin kardeşi. Virginnie, Gervaise'nin dükkanını kiralar ve bir şekilde Lantier küçük bir kedi yavrusu gibi burada kalışını da garanti altına alır. Artık Virginnie yeni Gervaise, Poisson yeni Coupeau'dur. Lantier yeni sömürülecek kimselerini bulmuştur.
Gervaise ve ailesi ise küçük bir eve taşınmışlardır. Kaldıkları yerin kötülüğünü Zola, bize bütün banliyö sıkıntılarını da göstermek için acımasızca Gervaise'in komşularını kullanmaktadır. Komşularından biri sarhoş, kötü, Bijard adında biridir. Karısını döverek öldürmüştür; şimdi de işkencelerine küçük kızı Lalie üzerinden devam etmektedir. İşkencesini eğlenceye döndürerek bir kırbaç edinmiştir ve oturduğu yerden kızını dövebilmekle övünmektedir. Lalie de bir gün bu dayaklar nedeniyle artık hayata tutunamaz hale gelir. Diğer komşularından biri de Baba Bru'dur. O kadar zavallı bir durumdadır ki; arada sırada Gervaise'in götürdüğü azıcık bir ekmek parçası olmasa günlerce yemek yemediği oluyordu. Böyle bir hayatın sonunu da Zola, soğuk bir günde kendisi dilendirirken getiriyor tüm toplumun gözleri önünde; kimsenin teması olmadan. Komşularından bir diğeri ise Bazouge Baba'dır mezarcıdır. Kendisinde hayatın tamamıyla, ölümle dalga geçer meczup bir hal buluruz. Zola şunu mu demektedir, acaba? Bu kadar zorluğun karşısında ancak meczup olarak yaşanabilir.
Gervaise'in de çekirdek ailesi tamamen darmadağın olmuştur. Gervaise de artık alkol bağımlısı olmuştur. Kızı Nana pavyonlarda dans ederek hayatını sefil bir şekilde sürdürmektedir. Sürekli evden kaçıyor, geri dönüyor ve kendini başkalarına bırakıyordur. Coupeau ise alkolden dolayı delirmiştir; hastanede geçirdiği nöbetler sırasında ölmüştür. Gervaise de alkoliktir; benzer sefil bir ölüme hazırlanmaktadır. Lakin bundan biraz öncesinde Goujet bir gün Gervaise evine götürür. Zola konuyu çok ilerletmez sadece bir öpücüğe izin verir aralarında. Çünkü artık geriye dönülemez kadar çok günah işlenmiştir. Öpücük dışında masum bir şey inşaa edilemez Gervaise ve Goujet arasında. Zaten Gervaise, Goujet'in sevdiği Gervaise olmaktan çıkalı da çok olmuştur. Goujet bunu ne kadar kabul eder bilemeyiz. Zaten Coupeau ile de böyle başlamıştı Gervaise.'in ilişkisi. Acaba Zola bizi bir sarmalın olduğuna mı inandırıyor Gervaise için? Gervaise ancak bu kadar bir hayat yaşayabilir der gibi; maşuğun adı Coupeau ya da Goujet farketmez...
Ve Zola, Gervaise'ini sefaletten, varolan hayatın tiksintilerinden, yorgunluktan ve tembellikten dolayı kitabının son sayfasında öldürüyor.