Gönderi

“Bugün Son Günün Olsaydı?”
Kim demiş bilmiyorum… “Her gününü son günün olacakmış gibi yaşa çünkü bu günlerden biri son olacak.” Söyleyen kimse, belli ki ölümün değil, hayatın farkında… Çoğu zaman sabahları uyanırken gözlerimizi açarız da kalbimizi açmayı unuturuz. Gözlerimiz manzarayı görür, ama ruhumuz o manzarada kendini aramaz. Bugünün “bir daha hiç gelmeyecek bir gün” olduğunu fark etmeyiz. Bir koşuşturmaca içinde kayboluruz. Sanki hep zamanımız olacakmış gibi erteleriz… Sevgimizi, hayallerimizi, hatta kendimizi… Ama ya bugün son günün olsaydı? Sabah uyanırken güne kızgın mı başlardın yoksa minnetle mi? Çocuklarına ya da sevdiklerine sarılır mıydın doyasıya? Gönlünü kırdığın kişiden özür diler miydin? Uzun zamandır içinden geçen o cümleyi söyler miydin: “Seni seviyorum” Kendine bir iyilik yapar mıydın? Aynaya bakıp, “Bugün seni seviyorum” der miydin? Biz insanlar ölümlü olduğumuzu biliriz ama unutmayı severiz. Çünkü ölüm korkutucudur. Ama ne gariptir ki… asıl korkmamız gereken şey ölüm değil, yaşanmamış bir hayattır. Söylenmemiş sözler, tutulmamış eller, gidilmemiş yollar, affedilmemiş kalpler, giyilmemiş elbiseler… Belki yıllardır dolabında asılı bekliyor sadece “özel bir gün” için. Ama o gün gelmez. Çünkü en özel gün bugündür. Ve sen nefes alıyorsan, o gün tam da şimdi… Zamanın cömertliğine kanma. Çünkü o, sandığın kadar bonkör değil. Her “yarın” gelmeyebilir. Ama “bugün” burada, tam karşında duruyor. Belki şimdi, durup şöyle derin bir nefes alma vaktidir: “Nefes alıyorum, bu bile mucize…” Hayatı dramatize etmek değil mesele. Aksine… Onu fark etmek. Ruhunla görmek. Ve gerçekten “yaşamak.” Kendin ol. Sevdiğini söyle. Yanlış yaptıysan özür dile. Tut elinden. Koş, dans et, ağla, gül, şükret, yaz, çiz, sarıl… Çünkü bir gün bu günlerden biri son olacak. Ama eğer bugün içtenlikle yaşarsan, O son gün geldiğinde yüreğin şöyle diyecek: “Evet, yaşadım.”
Hayata Dair
·
308 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.