İkinci Katil intikam örgüsü içinde bulunan bir polisiye romanı. Komiser Meltem, kızı Ece ile İstanbul’da yaşam mücadelesi veriyor. Anne olmak ve sert bir Komiser olmak arasındaki dengeyi tutturmak Meltem için hiç kolay değil. Hırsızlık masasına geldiği günden beri yargı dağıtan Meltem’in ekibinde bir köstebek mi var? Hırsızlara yardım eden bir polis ihtimali bile bu kitabın seyrini bir hayli değiştiriyor. Meltem’in ekibinde Betçe, Emel, Harlem, Demir İstanbul’un en ünlü kuyumcu soygunu karşısında neler yapacaklar?
Kaçırılan bir kişi. Siyasetçi ismi ile biliniyor ve ülkece de lafı sözü dinleniyor. Bu kişi çok tehlikeli aynı zamanda polisiye romanın kilit isimlerinden de biri.
Komiser Meltem yeri geliyor öfkeden cam bardakları parçalamak istiyor çünkü haksızlığa uğramak zoruna gidiyor. Aynı ekibinden Emel ise bir yalan ve aldatmaca sonucu şoka uğruyor. Utku Balkan Ağadangil okurlarına hesaplaşmalar zinciri vaad etti ve sözünü tuttu.
Hırsız Adel… O bizi katile çok yaklaştıran biri. Müthiş hayatta kalma becerileri var ve kılık değiştirme ustası. Okurken aklımda en çok kalan kendisi oldu. Ve Engin… okudukça tanımak çok daha mantıklı. Amir ise en sevmediğim kişi, bu romanın vampiri diyebileceğim kötüsü.
Sanat ve müzik ile harmanlanmış İkinci Katil bizleri Vivaldi’nin ölümsüz eseri “Kış Konçertosu” ile büyülerken o klasik ütopik ortamıyla sararken bir yandan Henri Matisse’nin “Şapkalı Kadın” tablosu gibi kendine hayran bırakacak.