·576 syf.····Okunma: 15 Temmuz 2025 15:58 Selamlarrrr
Of şu kitap bana o kadar iyi geldi ki anlatamam. O kadar uzun zaman oldu ki fantastik bir evrene dalmayalı o yüzden hayal dünyamı arşa çıkardı diyebilirim. Ayrıca her ne kadar fantastikler de birbirine benzer konular okumuş olsam da ilk kez bu kitapta Pegasus' larla ilgili bir deneyim yaşadım. Benim için hem çok farklı hemde çok heyecan vericiydi. Şimdi konusuna gelecek olursam; Mila küçük bir köyde yaşayan kütüphaneci bir kızdır. Köyünün etrafında tehlikeler olduğu için askerler tarafından kitaplar toplatılır. Ama Mila verdiği kitapları başka bir asker yardımıyla geri alır ve saklar. Bugünün akşamına hep gittiği göle gidip kitap okuyacakken bir anda arkasında taş kendisini dürtmeye başlar ve bayağı bildiğiniz taşla konuşmaya başlar. Aslında o taş Voleur isminde bir Pegasus' tur ve ilerleyen zamanlarda Mila ile bir binici bağı kuracaktır. Birkaç gün bu şekilde görüşen ikilimiz epey de güzel muhabbet oluştururlar. Ta ki Mila' nın elinde kalan tek şey olan köyü yanıp küle dönene kadar. Ve yaşlı bir kadın Mila' ya Voleur' la gitmesini söyleyene kadar ne yapacağını bilemez. İşte tam bu noktada Mila' ya başka bir evrenin kapıları açılır. Volante Kanat Akademisine hoşgeldiniz efenim.🪽 Biniciler ve askerlerden oluşan bu okulda bakalım Mila' yı neler bekliyordur? Kendi köyünde yalnız olan Mila, burada çok güzel arkadaşlıklar edinir. Ama o binici bağını henüz kuramamıştır ve hepsi erkek olan askerlerin içinde tek kadın olarak eğitim almaya başlar. (Ben bayilanziiii ) Derslerine ise en sevmediği okul yöneticilerinden biri girer. Ama farklı birşey vardır ki bu yöneticinin oğlu ile arasında kıvılcımlar baş gösterir. Offff River Mavros bebeğim ( bu ikilinin çekimlerini okumak benim için enfesti gözlerimden kalpler fışkırdı desem yeridir.)
Mila, Volante' ye geldikten sonra aslında evrenin tehlikede olduğunu da görüyoruz ve ne hikmetse her olay bizim kızın başına geliyor. Kitaptaki dostluk bağı, karakterlerin enerjileri beni büyüledi. Ayçin kendi iç güzelliği ile bilinmek isterken sürekli dış güzelliğinin seçilmesiyle bence tam bir ders niteliği taşıyordu. Lizge tam bir enerji bombasıydı, o kadar eğlendim ki onu okurken ve bir o kadar da kitabın sonunda ona üzüldüm. İz, soğuk ve acımasız bilinse de aslında düşünceli yapısını konuşturdu bence. Feray' ı çok fazla okumasak da tüm aslında olayların başlangıcı ona bağlanıyor aslında. Ve Mila ile olan dostlukları yiycem ne güzellerdi. Kitaba sadece fantastik desem haksızlık etmiş olurum çünkü inanılmaz bir mitoloji yönü de mevcuttu. Ben özellikle Olimpos Dağında, Artemis ve Ayçin arasında yaşanan olaya bayıldım. Keşke ikinci kitapta tanrılar ve tanrıçalara daha çok yer verilse diyorum. Serinin ikinci kitabını iple çekiyorum çünkü bayıla bayıla okudum. Özellikle kitabın sonundaki testte sizde hangi binici evrenine ait olduğunuzu çözüyorsunuz mesela ben Floraven çıksam da bir tık Obskura' dan da yüksek çıktım.
Eğer sizde bu türde okumalar yaomayi seviyorsanız kaçırmayın derim. Şimdiden Hepinize Keyifli Okumalar Dilerim