·360 syf.··Beğendi
···Okunma: 11 Haziran 2021 19:44 Arif Tekin'in yaptığı türden sistematik araştırma-inceleme bizde pek rastlanan bir durum değil.
Anlaşılan o ki, Tekin İslam literatürüne tam olarak vakıf birisi ve İslam'da Cinsellik kitabında okuyucuya sadece İslam’ın cinselliğe bakışını değil, insana ve dünyaya bakışını da gözler önüne seriyor.
Yaklaşık dört bin sayfadan oluşan İmam Gazali'nin İhya-u Ulumid-din kitabı dört Sünni mezhebe göre yazılmıştır.
Gazali'nin bu eserini on yıl boyunca okuyup inceledim.
Arif Tekin'in İmam Gazali'den daha çok kaynak incelediği, araştırdığı açıkça görülüyor.
Ve Tekin Gazali gibi taraf olmadığı için, İslam'ı, Kur-an'ı, Hz. Muhammed ve dönemini tabi ki Gazali'den daha doğru, daha tarafsız olarak anlatıyor.
Sadece Tekin'in bu kitabını okurken değil, İhya-u Ulumiddin'i okurken de Hz. Muhammed ve İslam'ın kadına, cinselliğe bakışının hastalıklı ve utanç verici olduğunu düşünür, Kur-an ve diğer fıkıh kitaplarını incelerken, yüzüm kızarır, insanlığımdan utanırdım.
Tekin'in bu eserini okurken de yine aynı duyguları yaşadım.
Evet, ordularla komşu kabile ve devletlere saldıracak, erkekleri öldürüp, kıyafetlerini, eşyalarını soyacaksınız, kadın ve çocukları aranızda paylaşıp, isteyen istediğine tecavüz edecek, isterseniz de bu kadınları arkadaş, eş dostunuza ikram edecek, isterseniz de pazara çıkarıp satacaksınız.
Bunu acımasız, vahşi bulanları, karşı çıkanları ise, ayetlerle tehdit edecek, kâfir ilan edecek, katlettireceksiniz.
Tekin'in burada anlattıklarını İslam'a saldırı gibi görenler camilerdeki vaazları bir düşünsünler,
İhya-u Ulumiddin'i, Kur-an'ı, fıkıh kitaplarını tekrar okusunlar lütfen.
Zira, Tekin bu kitabında Sünni literatür dışında bir tane bile kaynağa yer vermiyor.
Tekin, sadece bunların yağma talan için yapıldığını gözler önüne seriyor ki, zaten İslam ileri gelenlerinin mal varlıklarına baktığımızda İslam'ın kuruluş evresinde ve sonrasında asıl olanın başta kadın olmak üzere, mal mülk ve iktidar olduğunu zaten görebiliyoruz.
Bir örnek vermek gerekirse Gazali: "İbn Ömer, Allah korkusu ve takvadan dolayı orucunu cariyeler ve diğer birkaç kadınla cinsel ilişki ile açar, namaza öyle dururdu" diyor.
Tekin ise, bunun Allah korkusu, takva vs olmadığını, bir sapıklık, bir sapkınlık olduğunu vurguluyor.
Birebir konuştuğunuzda kimse bu ve benzeri kadın düşkünlüğünün sapkınlık olmadığını söyleyemez ama bunlar vaaz kürsülerinden söylenince kimsenin cevap hakkı olmuyor ve bu sapkınlıklar, bu iğrençlikler bizlere "din" diye aktarılıyor.
Gazali'de zaten "Kur-an, Muhammed ve İslam'ı akıl ile algılamaya çalışırsanız, imanınızdan olur, dinsiz yaşarsınız. Zira ben Allah'ı akıl ile aradım, bir süre inancımı yitirdim, imansız yaşadım, az kalsın dinsiz olacaktım" der.
İşte Tekin'in yaptığı da, Gazali'nin tam tersi.
Yani Tekin bu eserinde İslam'ı akıl süzgecinden geçiriyor, bize de aynı şeyi tavsiye ediyor.
SONUÇ OLARAK: Kimse ayranım ekşi demez.
Sümer, Babil, Amon, Zeus rahipleri kendi din ve Tanrı anlayışlarını nasıl, över, aklar, iki cihanda yol gösterici olarak anlatırsa elbette Hz. Muhammed ve Kur-an'dan kazanç elde edenler de bize İslam'ın kadına ve insanlığa bakışını öve öve bitiremeyeceklerdir.
Oysa bunları günümüzde artık savunma imkânı kalmamıştır ve İslam'ı Hz. Muhammed ve ashabı gibi uygulamak isteyen Hasan Sabbah, Taliban, IŞİD, El Kaide gibi örgütleri yasa dışı ilan ediyorlar.
Oysa gerçek İslam'ı bunlar yaşıyor ve uyguluyor ama artık her din ve tanrı gibi İslam'da devrini tamamladığı için, gerçek İslam reddedilmek zorunda kalınıyor.
Batı din eksenli hayatta, aklın devre dışı kalacağını bildiği için, bin yıldır din merkezli yaşama karşı mücadele ediyor
Son yüz yılda Batı devlet ile dinin arasına mesafe koymayı başarınca ilim, bilim, fen, ahlak, teknoloji başta olmak üzere her alanda ne kadar ilerlediğini hep birlikte görüyoruz.
Batı'da Darwin, Nietzsche'nin attığı temeli, dilerim bizde de Turan Dursunlar, Arif Tekinler atsın ve artık insanlar özgür düşünebilsin ve özgürce düşüncelerini ifade edebilsinler.
Homeros'un ölümsüz eseri İlyada'da Agamemnon, Ahhilleus’a hediye ettiği esir kızı geri alınca Ahhilleus’ta savaştan çekilir.
Agamemnon onun gönlünü alabilmek, için, o kadının üzerine yedi tane daha kadınla birlikte, Troya'yı ele geçirirlerse, en güzelinden yirmi Troyalı kadın ve kendi kızını da Ahhilleus’a sunma sözü verir. (MÖ 3000)
Medine’deki Beni Kureyza adlı Yahudi Kabilesi 627 yılında bir aylık bir kuşatmadan sonra teslim oldu.
Hz. Muhammed Medine'nin pazar yerinde hendekler kazdırdı ve sayıları 600'ü aşan yedi yaşından büyük bütün Beni Kureyza erkeklerini elleri arkadan bağlı vaziyette, hendeklerin başında başları vurularak infaz edildi.
Bunları Hz. Ali'nin tek başına boğazladığı övünerek anlatılır ve ona "Allah'ın kılıcı" denilir.
Bu vahşetten geriye kalan kadın ve çocuklar ise ganimet mallardan sayıldığı için Müslümanlar arasında paylaştırılacaktır.
Kocası, babası, kardeşleri de kafası kesilenler arasında bulunan Reyhâne Bint Zeyd'de Hz. Muhammed’in payına düşmüştü.
Beni Kureyza gibi Medine’den çıkarılan Yahudi kabilesi Beni Nadir’den Safiyye’yi de, Hz. Muhammed, 628 yılında haremine katacaktı. Aynı Reyhane gibi Safiyye’nin de başta babası ve kocası olmak üzere bütün ailesi bu yağma talan esnasında katledilmiş ve kendisi henüz on sekiz yaşında, çok güzel bir kadındı...
Agamemnon'un arkasında Zeus ve diğer Olympos tanrıları vardı, Hz. Muhammed'in arkasında ise Allah.
Bunlardan biri Batı, diğeri ise Doğu Medeniyetinin temsilcisi ama aralarında bir fark var mı derseniz, ben isimleri dışında bir fark göremiyorum.
Ayrıca Hz. Muhammed'in getirdiği medeniyet ile Amerika'nın getirdiği demokrasi arasında da bir farkın olmadığını düşünüyorum.
Şayet Kur'an, İslam, Muhammed ve sahabeyi, bunları sermaye edinen hacı, hoca, şeyh, şıh, ilahiyatçılardan değil de kaynağından doğru olarak öğrenmek, anlamak istiyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız.
Okuyarak kalın...