·328 syf.····Okunma: 15 Temmuz 2025 23:27 Mehmet Uzun Dicle'nin Sesi' ni tek bir kitap halinde yazmış olsa da iki kitap olarak çıkmıştır .Bunun ilki Dicle'nin Yakarışı, ikincisi ise Diclenin Sürgünleri' dir.
Romanın ilk kitabı olan * Dicle'nin Yakarışı * 4 bölüm halinde yazılmış. (GÖKYÜZÜ ,AY, GÜNEŞ ve TOPRAK ). Her Şevbuherk' te ( dengbej gecesi ) bir tanesini dillendirir Bıro.
Kitabın ana karakteri Bıro, çocukken bir saldırı sonucu bir gözünü ve ailesini kaybetmiş Dicle kıyısında büyümüş seslere aşık bir yezididir. Mir Bedirhan'ın tahta çıktığı bir Newroz günü, himayesinde bulunduğu çok sevdiği çoban dengbej Ape Xelef' le şenliklere katılmış, orada Mir'in huzurunda bütün roman boyunca bize bazı parçalarını söylediği ve hayatı boyunca üstünde çalıştığı Diclenin türküsünden okuduğu bir bölümle Mir'in sevgisini kazanmış onun isteği üzerine Cizîra Botan'ın en büyük medresesi olan Medresa Sor'a girerek tahsil görmüş ve burada Mam Sefo' nun zengin kütüphanesinde birçok kitap okuyarak entelektüel bir dengbeje dönüşmüştür. Daha sonra hayatı Mezopotamya ve Serhadi bölgesinde dönen olaylarla şekillenmiş, şahit olduğu olaylarla istemediği bir yöne kaymıştır. Yaşadığı ve yaşatılmış bir kültürün acıları içinde yoğrulmuştur.
Onun için Dicle Nehri bambaşka bir anlam taşır. Bıro ile Dicle nehri arasında güçlü bir yakınlık ve benzerlik vardır. Her ikisi de kendi içinde bir derinlik taşır. Sessiz görünür ama aslında susmaz, hayattadır, hatırlatır. Susanların sesi, bastırılanların haykırışı gibidir ikisi de. Bıro'nun dengbejliği Dicle Nehrinin öteki sesidir: Tarih, bilgelik, susturulmuş bastırılmış hakikatin, göçün, yasın, acının, kopuşun, direnişin, yokluğun,unutulmuşun, çığlığın, protestonun sesidir adeta. Bazen inleyen, bazen ağlayan, çağlayan, haykıran... Her şey ses (dengbej) üzerinden anlatılır. Bu ses resmi tarihin yazamadığını ezgiyle sözle kaydeder. Bir tarih yazımı biçimidir.
Bu kitapta Bıro için ses bir varoluş biçimidir. Sesler onun için büyük anlamlar taşır. Sürgün, yalnızlık ve travma yaşayan karakterler için dengbej bir tür terapi işlevi görür.Bu romanda ses kulakla duyulan bir şey değil, hissedilen bir kültürdür. Toplumsal ve bireysel düzeyde derin anlamlar taşır. Bu nedenle bence sadece okunacak bir hikaye değil duyulması gereken bir sestir bu kitap. Hatırlanması gereken bir geçmiş ve korunması gereken bir kültürdür. Bunun için son olarak, Mehmet Uzun'un kitaplarını Kürtçeden çeviri yapan çok değerli Muhsin Kızılkaya' ya da sonsuz teşekkürlerimi sunarım.