Kitap anlatmak istediği ortam gereği ve karakterin ağzından birebir yazıldığı için baya argo ve rahatsız edici. Bunu aşıp kitabın içine girmeyi deniyorsunuz yavaşça ya da yarı yolda bırakıyorsunuz. Ben devam ettim ve
Kitabın baş belası kahramanı(!) Alex "kardeşlerim" dedikçe boğazını sıkasım geldi. Normalde suçlunun bakışaçısıyla yazılmış kitaplarda, onunla empati kurar ve bu yola düşmesini anlamaya çalışır ve merhamet eder, acırdım ona ama Alex'le ne empati kurabildim ne de onu anlayabildim. Hapishanedeyken bile tek düşlediği dışarı çıkıp yine aynı iğrençlikleri yapmayı düşünmekti. İğrendim ve hiç acımadığım bir karakter oldu.
Tabi burada yazarımızın sorgulatmak istediği şey başkaydı empati kuralımları falan geçiyoruz. Kötülük yapmaktan haz alan bir 15 yaşındaki ergenin hapishaneye girip bir nevi klasik koşullanma yöntemiyle, kötülüğe karşı bedeninin olumsuz tepki vereceği şekilde koşulluyoruz.
Bu yöntem başarılı sonuç veriyor, peki bu kişinin özgür iradesi ne olacak? Açıkcası ben böylesi kişilerin özgür iradelerinin masum insanların canlarından daha değerli olduğunu düşünenlerden değilim.
Politikaya dair tıklatılmış birkaç nokta da vardı kitapta. Katıldığım noktalar vardı. Uzatmak da istemiyorum beni çok waoow yapmadı kitap ama okunabilir yine de.
Kitabın içeriğindense yazarın hayatına bir yıllık ömür biçilmesinin ardından olabildiğince kitaplara abanıp tanınan bir yazar olma serüvenini başlatması benim için daha çarpıcı ve ilham vericiydi.