Çok şeyin yamuk olduğu coğrafyamızda, doğrulmaya çalışan insanların kitabı. Ya da semt klasikleri of Emrah Serbes. Arada bir gözümüzü kaçırılır ama kitap bitmek için gözünü ayırmıyor.
Üç semt cocuğunun hikâyesi aslında dönemin panoraması gibi politik umutların, aile içi hayal kırıklıklarının ve şehirli bıkkınlığın birbirine karıştığı bir zamansızlıkta geçiyor. İyi yanı ne anlatım ağırlaşıyor, ne karakterler karikatürleşiyor. Her biri, tanıdığımız ama adını koyamadığımız insanlar gibi samimi, içten, biraz kırık ama ayakta. Zaten okurken apartmanın önünde kola sigara eşliğinde diğer arkadaşınızın ağzından dinliyor gibi hissedenleriniz olacaktır. Ya da liseden beri bir türlü görüşemediğiniz o adamla hastane bahçesindeymişsiniz de size iç dökmesini çağrıştıran şarkı ile aynı evrende geçtiğinden emin gibiyim.. youtube.com/watch?v=znvjagx...
Küfür yerinde, mizahı eh işte. Bazı cümleler otobüs camında akıp giden şehir gibi geçiyor, bazılarıysa gelip içini delip geçiyor :d Kitap, su gibi akarken arkada sessizce birikmiş dertleri de sürüklüyor.
Son sayfa kapandığında kahramanları değil, onların boşluğunu hatırlıyorsun. Çünkü “Müptezeller” aslında bir soru soruyor, Bu ülkede ‘normal’ kalabilen var mı gerçekten?