·176 syf.····Okunma: 14 Temmuz 2025 23:57 Adımları pek de detaylı düşünmedim, ama önemli değil. Üç veya dört adım buldum diyelim ilk yazdıklarımın aynısını yazıveririm sorun yok.
1) Öncelikle uydurma bir isim belirleyin. Bu ismin anlamı çok önemli değil; zaten kitabın yarısı bunu açıklamaya çalışırken geçecek ki bu da bize sayfa sayısı yani para kazandırır. Örneğin kitabımızın adı şu olsun:
Kurumaya: Bir ömür boyu mutlu ve zengin yaşama sanatı.
Bir dahaki baskı da şu olabilir mesela:
Yaşmaya: Bin yıl yaşayıp zengin ve mutlu olan uzak doğulu chai u lui’nin gerçek yaşam öyküsü.
Kitabın adını belirledik.
Kurumaya.
Peki nedir kurumaya? İşte dertleri kafaya takmamak, hobimizi meslek haline getirmek, hayatta daima mutlu kalmaya çalışmak vs. Ama bunu bu şekilde basit anlatmamalı, çetrefilli yollarla anlatmalıyız ki okurun kafası karışsın. Çünkü bir kitap boyunca kurumaya felsefesini anlatacağız sonuçta!
2) Kurumaya’nın çıkış felsefesini anlatmak için tarihçesini anlatmak.
Bu felsefe 1983 yılında asyalı bir antikacının köyünde yaşananlardan sonra ortaya çıkmıştır. Matasaki’nin köyünde çıkan hastalık sonrası insanlar mutsuzluktan ölüyordu. Bu durumu fark eden genç köylü köye mutluluk yaymaya başladı falan filan…
3)Kurumaya’ya ulaşmak.
Belli başlı bazı cümleleri karışık bir şekilde anlatırız. Sağlıklı beslenmek, spor yapmak gibi basit kuralları karman çorban ve tabi ki uzunca anlatmalıyız.
4)Bilindik cümleleri kurumaya felsefesi gibi gösteririz. Örneğin Farabialı bilge Mutasaki’nin de dediği gibi;
“Damlaya damlaya göl olur”
5) Hayatımızı gözden geçirerek kutumaya felsefesini hayatımıza adapte etmek.
Bu adımları ne kadar uzatırsak o kadar iyi olur. Haydi siz de çıkın ve hayattaki kurumayanızı bulun ve ona tutunun. Korkmayın, unutmayın ki korkarsanız kurumayanıza ulaşamazsınız. Gibi bir bitiş…
Bunları neye göre yazdığımı kitaptaki alıntılarla anlatmaya çalışayım. Kitap, İkigai’nin ne olduğunu uzakdoğu felsefesine ait söz ve deyişlerle anlatmaya çalışıyor.
“Japonya’da yemek yemeden önce tekrarlanan en yaygın deyişlerden biri “hara hachi bı” cümlesidir ve midenin yüzde 80’ini doldur anlamına gelir. Bu deyişten alınacak ders karnımızın doymaya başladığını hissettiğimiz an yemeyi bırakmaktır“ (Sayfa 20)Şahsen buna yakın cümleleri ben çocukluğumdan beri duyarım ve
“Karnınız iyice acıkmadan yemeğe oturmayın; tam doymadan da kalkın” diye bir hadis-i şerif de bulunmaktadır.
Gelelim bir diğer felsefik maddeye.
“Japonya’da fark ettiğimiz şaşırtıcı bir şey de insanların emekli olduktan sonra faal kalmaya devam etmeleridir. Japoncada işi temelli bırakmak anlamına gelen bir emeklilik sözcüğü yoktur.”(Sayfa 16)
Bu cümleyi anlatan da bazı kaynaklarda hadis olarak geçen şu bilindik söz vardır:
“Hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için, yarın ölecekmiş gibi de ahiret için çalışınız!”
Bir diğer ikigai felsefesi de “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur”
Bu sözü de Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten biliyoruz. Bu cümle de kitapta “Mens sana in corpore sano” olarak klasik bir bilge deyişi olarak geçmekte.
Kitap uzun yaşamanın sırrı olarak stressiz yaşamayı verirken bir yandan da asla çalışmayı bırakmayın, emekli olmayın diyor. Çalışmak, ömrü uzatır denip uzun yaşayanların somut cümlelerini verirken ise şöyle bir tezatlık oluyor. 117 yıl yaşayıp bakımevinde vefat eden Misao Okawa’nın şu cümlesi veriliyor:
“Yiyin ve uyuyun. Uzun yaşarsınız o zaman.”
117 yıl yaşayıp bakımevinde ölmek ayrı, aktif olun, çalışın diyip ye iç yat demek ayrı bir tezatlık!
Bana göre bu kitap, bildiğimiz basit bilgileri önümüze bir uzakdoğu felsefesi olarak koyup para kazanmaya çalışıyor. Bu tarz pek çok kişisel gelişim kitabı gibi bu kitap da amacına ulaşmış ve çok satanlar listesine girmiş. Biz zavallı okurlara da okumak düşmüş, iyi okumalar!