#PalyatifToplum#
[ Byung-Chul Han]
Kitabın yazarı Byung-Chul Han'ın alan olarak felsefe mezunu olduğunu belirtmekte fayda var. Han'ın Palyatif toplum başta olmak üzere eserlerinin başlıca temalari; Fenomenoloji, kültür kuramı, Din, İktidar ilişkileri, Neoliberalizm(kitapta en sık değindiği kavramların başında geliyor), Estetik, Popüler kültür vs. gibi temalar ve bunlar arasındaki ilişkiler üzerine çeşitli teoriler geliştirmiştir.
Han'ın önemli görüşlerinden biri de hiperaktivite, depresyon ve psikolojik rahatsızlıkların günümüz toplumlarını şekillendiren durumlar olduğunu belirtmesi ve bunu biraz daha açarsak;
Bunlar bireysel problemler dolayısıyla değil, günümüz kapitalizminin aşırı üretkenlik ve verimlilik(vahşi kapitalizme yol almakta) üzerine kurulu olması nedeniyle ortaya çıkmasında, olduğunu belirtmesidir. Neoliberalizmin ekonomik etkilerinin,sonuçlarının sosyal medya ağlarını görünürlük ve açıklık üzerine kurulmasının utanç, gizlilik ve güven gibi temel değerleri zedeleyerek totaliter şeffaflık toplumu oluşturmakta ve bu sayede neolibarel iktidar rejiminin gücünü yerleştirmekte ve daha önceki politik mücadele yöntemleriyle aşılamaz hale gelmekte olduğunu bizlere belirtiyor.
Felsefesinin temel yapı taşlarını ince eleyip sık dokuyarak eserlerine ilmek ilmek işliyor desek yanlış söylemiş olmayız. 20-21 yy'ın önemli fikir adamlarından biri olan Han'ın eseri 20 den fazla dile çevrilerek okunmaya devam ediliyor.
Bu bölümü biraz uzun tuttum ama fikirlerinin anlaşılması açısından nasıl bir yol izlediğini bilmek gerekiyor.
Kendisi Varoluşçuk akımı ve bu akımın yazarlarından(F.Nietzsche, Sartre, Kierkegaard, Heidegger)fazlasıyla etkilenmiş bir kişi. Hali hazırda Almanya da yani "Frankfurt Okulu"nun doğduğu topraklar da bulunduğu modern toplumla kendini bulduğu felsefesnden izlenimler bırakmakla meşgul
Kitaba gelecek olursak: Palyatif: Tıpta temeldeki hastalığın tedavisinin mümkün olmadığı durumlarda hastanın şikayetlerini, esas olarak da acılarını gidermeye yönelik tedaviyi tanımlamak için kullanılır. Han burdaki palyatif kavramını tıbbi bir terimden ziyade günümüz toplumlarıni anlama da bir metafor olarak kullanıyor.
Çekilen acılar çoğu zaman "Guernica" gibi muhteşem sanatsal eserlerin oluşmasına ya da "Kapıların Dışında" gibi olağanüstü (trajik tarafını da kendi içinde barındırarak) edebi eserlerin doğmasına sebep olmuştur. Ama kitapta oluşturulmaya çalışılan körü körüne acı isteme düşüncesidir. Ya da şöyle mi desek Palyatif bir toplumun aynılaşmış ve haliyle "şey" leşmiş birer bireyi olduğumuzdan bu acı isteme içgüdüsün den yoksun olduğumuzu, bu karanlık düşünce sapağına sapmadan reddetme hakkımızı kullandık mı diyelim. Han bu ikinci seçeneği pek de dikkate almıyor maalesef.
Aristo'nun dediği gibi hoş olanın değil acı vermeyenin peşinde olan aklı başında bir insan gibi davranmak. Acı geldiğinde ondan yana ıstırap duyulacağina, acının pragmatik tarafını alıp kullanmak gerek.
Yani anlatılmak istenen Nietzsche mantığıdır; öldürmeyen acı,seni daha da güçlendirir.
-Bana acıyla ilişkini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.
-Acı da bulabildiği gülünecek şey oranında derindir insan.
-"like" günümüzün imi,hatta ağrı kesicisidir.
-Sadece sanat degil, bizzat hayat instagramlanabilir durumundadır.
-Alternatifsizlik, siyasi bir ağrı kesicidir.
Han günümüz toplumlarının yaşadığı bunalım, belirsizlik, duyarsızlık ve çıkmazlarından, özellikle yaşadıkları kimlik bunalımdan bahsederken: kapitalist dünyanın insan psikolojisi ve toplum tipolojisi üzerinde yarattığı etkilerden, güncelden (pandemi, sosyal medya bağımlılığı), felsefeden, sanattan edebiyattan bol bol örnekler veriyor.
Şiddet içeren görüntülerin toplumda pornografik şiddete yol açtığına, özellikle bilgisayar oyunları ve filmlere kendimizi kaptırdığımıza ve bunların birer ağrı kesici işlevi gördüğünü, toplumlarında giderek daha da duyarsızlaştığından dem vuruyor. Yani adeta toplumun sosyolojik ve psikolojik karelerini çekerken tek bir pozla yetinmeyerek, birçok farklı açıdan ve kadraja olabildiğince fazla şey sığdırmayı başarma çabasında olmayı hedefliyor.Dili ilk okunduğunda felsefeye çok hevesli olmayan okurlar için biraz ağır gelse de anlatım tarzına alışdıktan sonra akıcı ve sadeliğiyle, kendisine hayran bırakıyor.
Bugün anlatı-sonrası bir dönemde yaşıyoruz. Anlatım değil sayımdır hayatımızı belirleyen. Günümüzde acı salt bedensel bir azap şeklinde şeyleşmiştir. Acının anlamsızlığı daha ziyade biyolojik bir sürece indirgenmiş olan hayatımızın, bizzat anlamdan arınmış olduğuna işaret eder.
Acının anlamlılığı hayatı bir anlam ufkuna oturtan, bir anlatı gerektirir.
Anlamdan arınmış, artık anlatmayan, çıplak bir hayatta mümkündür sadece anlamsız acı. Tam da burada Aldous Huxley'in "Cesur yeni dünya" eserine bir atıfta bulunmadan es geçmek olmaz.
Tamamen bize o acıdan yoksun, şartlandırılmış insan modelini hatırlatıyor bu cümleler. Mutluluk ve tatmin üzerine kurulmuş, istikrarın yeknesak devam ettiği, aile,sanat, felsefe,edebiyat,bilim ve hatta düşünmeye bile yer olmayan bir dünya modeli evet.
-Yazar M.Heideger, Nietzsche, Adorno,Fukuyama,Hegel,Jünger,W.Benjamin,Foucault,Zweig,Palazzeschi gibi birçok yazar ve filozofa göndermeler yaparak eserin her bir noktasını dolu dolu yazma ereğinde bulunmuş.
Kitabı okumayan arkadaşlar için, Bana göre okunması gereken bir kitap evet ama, Felsefe ile ilgili birkaç kitap ve araştırma yapıldıktan sonra daha da anlaşılması kolay bir kitap olabilir.
Zira felsefeden sıkılanlar okurlar için bazı kavramların anlaşılması güç olsa da genel de okunması keyifli ve güzel bir eser.
Palyatif ToplumByung-Chul Han · Metis Yayınları · 20244,369 okunma