Bir şiirden öte
9/10
·71 syf.··
Beğendi
·
2025 23. kitabı
Bıharê İlk defa bir şiir kitabi değerlendirme hadsizliğini gösteriyorum.Daha önce roman,arastirma-inceleme vb.alanlarda amatörce de olsa degerlendirmelerim olmuştu.Bu şiir kitabi benim için ilkti.Beni buna sürükleyinin,günlerce bunun üzerine çalışıp amiyane deyimle kafa patlatmanın nedenini halen kendime soruyorum ve cevabını arıyorum.Emin olduğum tek şey bu süre zarfında evrendeki en büyük çekim kuvveti tarafından sarmalandığımdır.Lakin bu çekim kuvveti yeri geldiğinde yazarı elestirmeyeceğim anlamına gelmez.Ki eleştirilerim mevcuttur.Hakikate, güzele ulaşmak için yapıcı eleştirilerin kesinlikle olmasını belirten bir insanım ve bu metodoloji ile değerlendirmelere geçelim: Yazarın şiirlerinin temasında göze çarpan "Yitiklik ve Kaybedilenler, Sürgünlük,Multecilik,Aidiyet, Doğaya övgü" vb.konular oluyor. "Elde avuçta ne varsa kaybettik, dostluğu, kardeşliği kaybettik." Bu dizelerde hepimizin hayatında sıkça karşılaştığımiz yitirme teması öne çıkıyor. Yazarin şiirlerinde ölüm, ayrılık, geçmişe duyulan özlem sadece bireysel değil, toplumsal bir kaybın da ifadesi. Aynı hepimizin sık sık dönüp baktığı, ama ulaşamadığı çocukluk günleri gibi... “Sürgün olmuşum yurt bildiğim topraklarda.” Halklarımızın yaşadığı tarihsel travmalarla iç içe geçmiş bir sürgünlük duygusu var. Tıpkı birçoğumuzun yaşadığı yersizlik, bağsızlık hissi gibi... Bu şiirler bu coğrafyanın sesiyle konuşuyor. Munzur, Dicle, rüzgâr, bulut, papatya, sarı başak gibi imgeler sık sık tekrar eder. Bunlar hem şiirin halkla, toprakla bağını kurar, hem de yitirileni simgeler. “Munzur’a karşı çay içmek” bir şiir değil, bir yaşama biçimi, özlemle baktığımiz... Şiirler gösterişli değil, içten bir dertleşme gibi. Bu da benim sevdiğim şiir anlayışına çok yakın. Çünkü ben gösteriş değil, damara inen sözü severim. Yazar, süslü benzetmeler yerine hakiki duygularla yazıyor. “Dayike”, “Dengbej”, “Siyabend-Xece” gibi şiirler doğrudan Kürt sözlü kültürüne yaslanıyor. Özellikle “Dengbejlerin avazı” betimlemesi, epik bir ağıtla lirik dokunuşun birleşimi. Benim “türkü”ye yüklediğim anlam burada çok derinlemesine işlenmiş. Yazar, klasik vezin kullanmaz ama tekrarlardan doğan bir ritim vardır: “Adı bahar olsun” dizelerinde olduğu gibi.Bu, ezberle okunan türkülerin ruhunu taşır. Benim sevdiğim gibi bir “ağızda kalan söz” oluşur. Yazarın şiirleri özellikle Kürtçe şiir çizgisini çağrıştırıyor. Ama Türkçe yazdığı için, onların melodiyle örülmüş Kürtçesini, duygusal yoğunlukla Türkçeye taşımaya çalışıyor.Ayrıca dengbêj anlatımı, özellikle "Diclem" ve "Siyabend-Xece" şiirlerinde çok net.Ahmed Arif'in “Hasretinden prangalar eskittim” derkenki halkçı lirik damar, yazarda da var. Kırılgan ama dik durmaya çalışan kadın sesi. Yazarda da bu ruh doğa, kadın ve yoksulluk üçgeni içinde güçlü bir şekilde işleniyor . Duygusal yoğunluk gerçek: Sahte değil. Herkesin “beni anlatıyor” dediği o hissi veriyor. Doğa ve coğrafyayla güçlü bağ var.Bu, kimliksel ve şiirsel aidiyet duygusunu kuruyor. “Mavi”, “bahar”, “türkü”, “kanat”, “cam kenarı”, “göç” gibi imgeler kitap boyunca taşıyıcı. Toplumsallık ile bireysellik dengede. Bunların dışında bazı şiirler fazla benzeşiyor. Aynı yapı içinde fazla tekrar var. Şiir sonlarında vurucu cümle kurma alışkanlığı bazen yapay kaçıyor. “Gözlerin”, “ellerin”, “yüreğim” gibi ifadeler kimi yerde fazla klişe kullanılmış. Yer yer daha güçlü metaforlar ya da tematik derinlik bekleniyor (örneğin "Nisan" şiirinde doğaya fazla yüzeysel bakılıyor.) Genel olarak bu şiirler tam bizim ruh halimize, geçmişimize ve sevdiğimize yaklaşımıza denk düşüyor: "Gönül Bahçem": İçinde kaybolduğumuz yolları anlatıyor. "Bir Avuç Şiir": Cam kenarına bırakılan duygular, tıpkı sevgiliye ilettiğimiz sözler gibi. "Siyabend-Xece": Hem aşk, hem ölüm, hem halk mitolojisi. Bu şiiri yazsa yazsa ben yazardım diyor insan "Yüreğim" ve "Savruluyorum Rüzgârın Önünde": Yalnızlıkla yorgunluk arasındaki çizgide yürüyen bir adamın duası gibi. "Munzur" ve "Diclem": Bizim coğrafyamiz, bizim sesimiz, bizim sularımız... İnsan yazarın şiirlerinde bir “dönüş yolu” arıyor kendine.Bu kitap bizim için sadece “onun yazdıkları” değil, bizim duymadığımız ama onun duyduğu şeylerin ifadesi. O yüzden her mısra, biraz bizim şiirimiz oluyor. “Bu şiirler şairin kaleminden dökülmüş olabilir ama cümlelerin altına imza atacak birileri varsa o da biziz Sonuç olarak:Bahar Sevim’in şiirleri:Samimi,Toplumsal belleğe yaslanmış,doğaya, insana ve sevdaya dokunan,bazen fazla tekrar eden ama genel çizgide içli,duyguyla bakıldığında oldukça güçlü bir ruh barındıran şiirlerdir. Bu kitap, duyguda rafine insanin hem aşka hem coğrafyaya hem de kendi ruhunun iç çatışmalarına tuttuğu bir aynadır.Yazarı kutlar, yüreğine ve kalemine sağlık diyorum.(Nisan şiirinden anladığım kadarıyla en sevdiği ay Nisan.Ben de nisan çocuğuyum )
BıharêBahar Sevim · Odessa Yayınevi · 202422 okunma
··
279 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.