Bir insanı katil olmaya iten şey nedir?
Suç ve ceza kitabı bizi bir cinayetin ortasına atıyor. Daha yeni katil olmuş birinin zihnine girip onun felsefesini öğreniyoruz. Kitabın yazarı Dostoyevski bize tabiat ve vicdan kavramlarını sorgulatır. İnsan öldürmenin bedelini gösteriyor ve sevgi ve merhamet dediğimiz eylemlerin ne kadar da kurtarıcı olabildiğini fark ettiriyor. İncelememin konusu suç ve ceza kitabının felsefesi, kitap bize genç bir üniversite öğrencisi olan raskolnikovu anlatarak başlar, raskolnikov hukuk fakültesinde okuyan tek başına yaşayan bir gençtir fakat maddi açıdan sıkıntısı olan raskolnikov fakülteyi yarıda bırakır,aynı zamanda raskolnikov annesi ve kız kardeşiyle mektuplaşır, onlarda maddi sıkıntı çekiyordur ve kız kardeşi sırf bu yüzden tanımadığı zengin bir beyfendiyle evlenecektir, bu durum raskolnikovu içten içe üzer, bardağı taşıran son damladır, raskolnikovun bu durumu çözmek için bir planı vardır. Apartmanında oturan tefeci kadını öldürüp parasını çalmaktır. Raskolnikov bunu kafasında haftalarca kurar ve bu cinayetin neden mantıklı neden gerekli olduğunu kendine hatırlatır. Çünkü bu parayla tüm sorunlarını çözebilirdi, bu sorunların yanı sıra tefeci kadın kötü ve sevilmeyen bir insandır, dünyadan böyle bir insanın eksilmesi ne kadar kötü olabilir ki ? Hatta aksine insanlığa fayda sağlamaz mı? Raskolnikov bu düşüncelerle kendini ikna eder. Bir gün tefeci kadının kapısını çalar ve onu baltayla öldürür. Bu hikayenin başında kurduğu düşündüğü ve işlediği cinayet raskolnikova çok sert bir vicdan azabıyla dönmektedir. Ama bu azaptan önce, dışardan baktığımız zaman Raskolnikov zararsız kendi halinde ve iyi bir gençtir, neden bu cinayeti işler? Maddi ve ahlaki motivasyonların yanında raskolun başka bir sebebi de var, raskol yazdığı makalede insanları ikiye ayırır. Sıradan ve olağanüstü insanlar. Sıradan insanlar başkaldırı yapmayan hayatlarına, otoriteye boyun eğer ve itaat eder, olağanüstü insanlar ise kuralları yıkan, daha iyiye ulaşmak için şimdiyi yıkarlar. “Bu iyiliksever, bu kurucu, yasa koyucu insanların çoğu büyük birer kan dökücüdür. Toplum içinde birazcık sivrilen, yanı toplum söylemek birazcık yeni bir şeyleri bulunanlar birer suçlu olmak zorundadır. Tersi durumda zaten sivrilmelerine olanak yoktur” diye ekler Raskolnikov.
Aslında bu motive bize neredeyse hikayenin devam etmesiyle herşeyi açıklar. Raskolun tefeci kadını öldürme nedeni ne kız kardeşi ve annesi ne maddi ne de kötü bir insanı dünyadan silme isteğidir, raskolun asıl amacı kendine kendini olağanüstü bir insan olduğunu kanıtlamaktadır. Fakat bu cinayet raskolu korkutur, bahsettiğim raskolun olağanüstü insan teorisinde, olağanüstü olan insanlar bu suçu işledikten sonra vicdan azabı çekmemeliydi, aslında burda gerçeği görmek onun canını yakar, hatta cinayetten sonra hastalanır, raskol aslında kendi kazdığı çukura düşer.
Raskolnikov suçunu nasıl itiraf eder?
Sonya adında kötü yola düşmüş fakir bir sarhoşun kızı raskol yardım edecektir. Sonya bu duruma üzülsede ondan merhamet ve sevgisini eksik etmez. Raskol aslında bu cinayet ile kendi ruhumu öldürür. Sonya raskolun kurtuluşa ermesi için birkaç cümle söyler. Raskol sokağın ortasında suçunu haykırır ve karakola gidip teslim olur. Raskol hapishaneye giderken tuhaf duygular içindedir, hayal kırıklığı ve öfke vardır ama en önemlisi uzun zamandır unuttuğu huzur duygusu tekrardan kaplar bedenini. Sonya onu dışarda hep beklemektedir. Bir insan kendine bu kadar yabancılaşır, kendi tabiatını ne kadar reddedebildiğini görürüz. Olmak istediğimiz kişi bizim tabiatımıza uygun değilse hala ona ulaşmaya çabalamak gerekir mi? Ve bunun uğruna kendi tabiatımızı çiğnemek gerekiyorsa cezamızı çekmeye hazır mıyız? Dostoyevski ben kimim sorusuna bambaşka bir yorum katarak bir eser yazmış. İnsanı ikilem ve arafta bırakan, beyin curcunası yaratan bir kitap. Vicdan azabını tefeci kadını öldürmeye değilde kendi tabiatının sıradan bir insan oluşunu öğrendiği için hayal kırıklığına uğrayıp, kendi içinde ikilem yaşadığı anda vicdan azabı çektiğini düşünüyorum, cinayet sonrası üzüntüsü ve ben olağanüstü bir insan mıyım ? Diye düşünmesi onu arafa ve çıkmaza soktu. Gerçekleri gördü ve bu da onu kahretti… Suç ve CezaFyodor Dostoyevski