1929’da dünyaya gelmiş
Alman felsefeci/felsefe profesörü, sosyolog ve siyaset bilimci Jürgen Habermas yazdığı bu kitapla ve Kantçı ahlak teorisini iletişimsel-kuramsal araçlarla yeniden formüle etmeyi deneyerek ‘söylem etiği’ kuramını geliştirirmiştir.
Kant’ın o katı ahlak kuralını insanların söyleminde(dil kullanımında) temellendirmeye ve söylemi(dili) ahlakın mutfağı olarak görmeye çalışmıştır.
Kamusal alan kavramı ve iletişimsel eylemin pragmatizmi ile tanınan Habermas’ın Söylem Etiği,
“Bir konuşmada tarafların geçerlilik iddiaları ortaya koydukları ve makul gerekçelerle uzlaşıma varmaya çalıştıkları, söylem merkezli etik kuramdır.”
-Kişi söyleme katılmakla, söylemin kurallarını kabul etmiş olur.
-Söylem etiğinde, uzlaşı şart değilse de, evrensel bir norm olacak biçimde bir anlaşmaya varmak asıl amaçtır.
-Evrensel ahlak ilkelerini pratik ve ortak bir yarar sağlamak amacıyla gerçekleştirilen ussal tartışmalar temelinde ele almak mümkündür. Ancak tartışmanın tarafsız bir biçimde sürdürülmesi ve bir ussallık temelinde ilerlemesi gerekir.
İşte bu hedefe ulaşmak için Habermas,
Söylem etiğinin
Kant etiğiyle
benzerliklerini
ve farklılıklarını,
Hegel'in Kant etiğine yönelik eleştirileri çerçevesinde ortaya koymakla beraber
Bernard Williams,
MacIntyre,
Charles Taylor ve
Rawls gibi
başka bazı çağdaş filozoflarla etiğin temel sorunları üzerine bir tartışmaya girişmektedir.
Kapsamlı ve düşünce üreten bir eser.