HOTEL MİLANO
.
Tüm hikaye Frank'ın bir cenazeye daveti ile başlamıştı. Bu davet, uzun zamandır görüşmediği Dan Sandow'a aitti ve Dan, sevgilisi Vittoria'sının yanına gömülmek istiyordu; Milano'ya.
Bay Marriot, cenazeye gitmeyi Connie'yi görme umuduyla mı kabül etmişti?
Frank'ın Hotel Milano'ya rezervasyonu, geçmişine de bir randevudur aslında. Yakın zamanda yaşadığımız maskelerin ardındaki salgının ilk günlerine uzanırken, Frank'ın geçmişine, ilişkilerine, şüphelerine dair düşünceler satırlara akıyor.
Bay Marriot, otelde mahsur günlerinde Carmen'le, Omar'la, Rania'yla konuşmalarıyla, yaşadıklarıyla geçmişini didiklemeye, babalığını sorgulamaya, pişmanlıklarını ironik şekilde kurcalamaya başlar. Ve o anda satırlarda kaybolan biz okurlarda kendi hikayemizi gözden geçirdiğimizin farkına bile varmayız. Taa ki Frank'ın bastonunu resepsiyondaki hanıma iadesini istediğini okuyana kadar...
Frank’in yaşadığı iç hesaplaşmalar, hem kişisel hem de toplumsal düzeyde bir çözülmeye işaret ederken, #hotelmilano geçici bir mekânı temsil eder aynı zamanda. Hiçbir şeyin kalıcı olmadığı yaşamımızda gelip geçici dostlukları, ilişkileri, otel odasında devam eden bağlarla anlatmaya çalışırken, gördüklerimizi ön yargı ile yorumlamamızı da otelde deneyimletiyor yine.
Frank'in oteldeki izolasyonuyla zihinsel bir içe dönüş yaşatması, bizlerinde pandemi zamanlarıyla birlikte yaşadığımız gerçek değil miydi? Buradan yola çıkarak anlıyoruz ki, Frank'in hissettikleri hislerimize tercüman. Aynı hislerle pandemiye giriş yapıp hayatın devam ettiğini gördüğümüz halde koyulan kuralları yadırgamamız bundan mütevellitti.
Yazar @timparks kalemi ve Roza Hakmen'in akıcı ve sade kaleminin birleşimiyle hepinize içtenlikle #tavsiye edeceğim bir okuma #hotelmilano . Keyifle.
.