Hotel Milano

Tim Parks
Yazar:
Tim Parks
Çevirmen:
Roza Hakmen
Tahmini Okuma Süresi:
6 sa. 7 dk.
Sayfa Sayısı:
216
Basım Tarihi:
18 Ekim 2024
İlk Yayın Tarihi:
2023
Yayınevi:
Livera Yayınevi
ISBN:
9786256663183
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·216 syf.··
2025 122. kitabı
Bir cenaze daveti ile başlayan yolculuk, geçmiş yaşamın vedalaşamadığımız, hesaplaşamadığımız, yanımıza alamadığımız tarafları ile alma verme dengesini sağlamaya çalışan bir güzergaha dönüşüyor. Bugün takılıp düştüğümüz her şey geçmişin attığı çelmenin büyüklüğüne göre, aldığımız yara ve iyileşme hızı da aynı oranda değişiyor. Gerçeklerden ne kadar kaçarsak hasar tespit çalışmamız pahasıyla geleceğe taşınıyor. Sevdiğimiz, sevmediğimiz, uzak durduğumuz ya da ruhumuza kattığımız her insan zihnimizin içinde bir süre yaşamaya devam ediyor. Çünkü meselelerimiz bitmiyor. Yaşarken işin içinden çıkamadığımız her şey taraflardan birini geride bıraktıktan sonra da sürüyor. “Aslında öyle değil”lerle başlayan her cümle, yaşananları savunmanın ötesinde bir kabullenmişlik oluyor. Belki de gerçeği gizleme isteği. O yüzden geçmişin hesabını hiç kapatamıyoruz. Çünkü her şey bizi var eden bir parçamız. Kitabın hatırlattığı bir diğer şey pandemi günleri. O anlara dair hepimizin hatıraları biraz aynı biraz farklı. Ama bu süreci evinin uzağında bir otel odasında geçirmek de kolay bir şey değil. Üstelik aynı dili konuşamadığı bir kadın, bir adam, bir çocuk ve bir kedi ile birlikte aynı odada. Geçmiş dediğimiz zaman dilimi bazen öyle şeylere tanıklık ediyor ki para üstü olarak verilen sakız kadar değersiz gördüğümüz bazı anlar aslında her an bugün yanımıza katıp geleceğe de taşıdığımız bir öneme sahip oluyor. İşte tüm bu harç malzemeleri ile karıştırdığımız harman bir süre sonra zihnimizde gürültü yaratan içsel bir sese dönüşüyor. Bunu kitabın karakteri ile çok hissediyoruz. Geçici olarak konakladığımız bir otel odası mekansal bağlamda aslında ince ya da kalın bağ kurduğumuz bir şeye dönüşüyor. Metrekaresi ne olursa olsun geçtiği her yaşamın bir izi kalıyor duvarlarında. Mekan, yaşamın
Hotel MilanoTim Parks · Livera Yayınevi · 202469 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 29. kitabı
Tim Parks, Hotel Milano ile merkezine bir cenaze töreni koyar ama aslında eserin kalbinde bireyin kendi iç dünyasına, sıkışmışlığına, pişmanlıklarına değinir. Özetle; Frank üzerinden aktarılan bir iç hesaplaşma ve onun aynaya düşen aksidir. Eserin en güçlü “simgesi” olan otel odası, Frank için geçici bir konaklama yeri gibi başlayıp arafta kalınmış bir hücreye dönüşür. Roman, Frank Marriot’un, eski dostu ve büyük rakibi olan(her konuda) Sandow’un cenazesine katılmak üzere Milano’ya gitmesiyle başlar ancak bu büyüleyici şehrin görkeminde geçmişin hayaletleri kahramanın peşini bırakmazlar. Pandemi sebebiyle otelde mahsur kalan bir grup insanla mevcut alanı paylaşmak, kaotik bir atmosfer yaratırken Frank’in insan ilişkilerine dair pek çok düşüncesi de evrilmeye başlar. Marriot, oteldeki diğer insanlarla insani ihtiyaçlarla ortak bir bağ kurmaktadır artık. Bu, Parks'ın modern insanın yarattığı karmaşık toplumsal rollerinin, yaşanan küresel bir olayla çok çabuk buharlaştığını gösterme biçimidir. “Hotel Milano”da yeryüzü hareketsiz ve durgundur ancak kahramanımızın zihni sonsuzmuş gibi aktif olarak işlemeye devam eser; içsel hesaplaşmaları bitmemiştir çünkü. Sonu okuyucuya bırakılan metin, tam anlamıyla bir varoluş sorgulaması; mükemmel.
Hotel MilanoTim Parks · Livera Yayınevi · 202469 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
Beğendi
·
2024 141. kitabı
Hotel Milano Tolstoy’u anarak başladım okumaya: “Tüm muhteşem hikâyeler iki şekilde başlar: Ya bir insan bir yolculuğa çıkar, ya da şehre bir yabancı gelir.” “Hotel Milano”da da kahramanımız Frank bir cenaze daveti ile Milano yolculuğuna çıkar. Hiç düşündünüz mü bir cenaze daveti hayatınızı ne kadar değiştirebilir? Evet geçmişle yüzleşme, şimdiye odaklanma ve geleceği daha özgür karşılamayla ilgili anlık bir yükseliş sağlar; ama hikayede yaşanan bundan çok daha fazlasıdır. Yetmişli yaşlarındaki Frank hem eski dostu; ancak eşiyle de bir ilişki yaşadığından daha sonraları ezeli rakibi olan Dan’in cenazesinde sadece bir şehre değil; anılara, keşkelere, şüphelere de sahiplik eden bir kadrajın içine çekildiğini anlar çok geçmeden. Kendini sorgular: Bir eş, bir baba, bir yazar olarak gözden geçirir toplumsal rollerini. Hayatının yüzeyinde değil de derinlerde bir yerlerde bir şeyleri eşeleyip gün yüzüne çıkarma dürtüsü duyar içinde. Yalnızda değildir hani, okuru da katar peşine. Romanın gücü de burada belki de; sayfaların arasında kaybolurken kendi hafızamız rahat durmuyor; iyi kilerin, pişmanlıkların defterleri açılıyor; hadi bir cesaret şu çılgınlığı da yapsam mı dedirtiyor. Cenaze sonrası Hotel Milano’ya yerleşen Frank’in sakin başlayan günlerine çok geçmeden pandeminin gölgesi düşer bu arada. Maskeli & dezenfektanlı otel odasındaki yalıtım günlerine davetsiz misafirler eklenir bir anda: Bir adam, bir kadın, bir çocuk ve bir kedi. Başlangıçta belki sevgi ihtiyacını kanalize etmek için dahil olduğu bu misafircilik oyunu çok geçmeden Frank’in başına hiç tahmin edemeyeceği çoraplar örer. Kimi zaman rüyalarında çoğu kez de kendini hiç olmadığı kadar uyanık hissettiği anlarda geçmişini temize çekmek istercesine ki biraz korkak da olsa, Frank’in çırpınışını görmek, özünde
Hotel MilanoTim Parks · Livera Yayınevi · 202469 okunma
8/10
·216 syf.··
2025 33. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2025 09:18
Frank Marriot bir zamanlar dost oldukları Dan Sandow’un cenazesi için Londra’dan Milano’ya gider. Bu cenaze töreni Frank’in sadece Dan’la değil bütün geçmişi ile yüzleştiği bir anı yolculuğuna dönüşür zamanla. Çünkü Frank’in Milano’ya geldiği günler pandeminin başlangıcına denk gelmiştir. Hayatın öylesine hızlı değiştiği anlarda geride kalan günlerde, yıllarda yaşananlara tutunmak, onlarla hesaplaşmak, vedalaşmak sanırım hepimizin yaptığı şeylerdi. Ama bu süreci ülkenden uzakta, yapayalnız bir otel odasında yaşamak zorunda kalma hali müthiş anlatılmış. Herkesin en yakınından bile kaçtığı, korktuğu bir dönemde otel odasını hiç tanımadığı, ortak bir dil bulmakta bile güçlük çektiği bir adam, bir kadın, bir çocuk ve bir kedi ile geçirmek, Frank’in yaşadıklarını daha da eşsiz kılmış. Bilinç akışının çok başarılı uygulandığı, geçmişle yaşanan anın iç içe müthiş bir başarıyla aktarıldığı, kusursuz bir çevirisi ile de okuru olaylardan koparmadan sürükleyen bir romandı. Öneririm.
Hotel MilanoTim Parks · Livera Yayınevi · 202469 okunma
Tanıştığıma memnun oldum Tim Parks.
7/10
·216 syf.··
2025 3. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2025 00:00
Dünya Klasikleri'nden başka pek kitap okumam. Hele ki modern romanları... Dolayısıyla satın alırken "Umarım güzeldir, yoksa para verdiğime pişman olup yazara da bir miktar kötü sözler söyleyebilirim" dedim kendi kendime. Çünkü geçen yıl o tarz bir kitaba denk gelmiştim. Her neyse, sayfaları çevirdikçe paramı helal etme eşiğim doğru oranda arttı. Hikayesi güzel, sürükleyici bir roman. Hatta bayağı beğendim. Ama sonlara gelirken hikayenin düğümünün çözülmeyeceği hissine kapıldım, nitekim öyle oldu. O Arap aileye ne oldu ? Frank tahmin ettiğim gibi öldü mü yoksa Londra'ya geri mi döndü ? Carmen'in babası iyileşti mi ? Bu sorulara cevap bulamamak bir yandan canımı sıktı ama bir yandan da kendi hayal gücümle hikayeyi tamamlamak iyi oldu. Tavsiye edilir, okunur, beğenilir bir kitap...
Edebiyat
Hotel MilanoTim Parks · Livera Yayınevi · 202469 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2025 139. kitabı
HOTEL MİLANO . Tüm hikaye Frank'ın bir cenazeye daveti ile başlamıştı. Bu davet, uzun zamandır görüşmediği Dan Sandow'a aitti ve Dan, sevgilisi Vittoria'sının yanına gömülmek istiyordu; Milano'ya. Bay Marriot, cenazeye gitmeyi Connie'yi görme umuduyla mı kabül etmişti? Frank'ın Hotel Milano'ya rezervasyonu, geçmişine de bir randevudur aslında. Yakın zamanda yaşadığımız maskelerin ardındaki salgının ilk günlerine uzanırken, Frank'ın geçmişine, ilişkilerine, şüphelerine dair düşünceler satırlara akıyor. Bay Marriot, otelde mahsur günlerinde Carmen'le, Omar'la, Rania'yla konuşmalarıyla, yaşadıklarıyla geçmişini didiklemeye, babalığını sorgulamaya, pişmanlıklarını ironik şekilde kurcalamaya başlar. Ve o anda satırlarda kaybolan biz okurlarda kendi hikayemizi gözden geçirdiğimizin farkına bile varmayız. Taa ki Frank'ın bastonunu resepsiyondaki hanıma iadesini istediğini okuyana kadar... Frank’in yaşadığı iç hesaplaşmalar, hem kişisel hem de toplumsal düzeyde bir çözülmeye işaret ederken, #hotelmilano geçici bir mekânı temsil eder aynı zamanda. Hiçbir şeyin kalıcı olmadığı yaşamımızda gelip geçici dostlukları, ilişkileri, otel odasında devam eden bağlarla anlatmaya çalışırken, gördüklerimizi ön yargı ile yorumlamamızı da otelde deneyimletiyor yine. Frank'in oteldeki izolasyonuyla zihinsel bir içe dönüş yaşatması, bizlerinde pandemi zamanlarıyla birlikte yaşadığımız gerçek değil miydi? Buradan yola çıkarak anlıyoruz ki, Frank'in hissettikleri hislerimize tercüman. Aynı hislerle pandemiye giriş yapıp hayatın devam ettiğini gördüğümüz halde koyulan kuralları yadırgamamız bundan mütevellitti. Yazar @timparks kalemi ve Roza Hakmen'in akıcı ve sade kaleminin birleşimiyle hepinize içtenlikle #tavsiye edeceğim bir okuma #hotelmilano . Keyifle. .
Hotel MilanoTim Parks · Livera Yayınevi · 202469 okunma
10/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2024 696. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2024 21:40
Carmen gardırobu açmış, bir battaniye bulmuştu. Benim dün gece kullandığım battaniye. Kendisi koltuğa kıvrılmıştı. Geceyi geçirmeye hazırlandık. Tam gözlerimi kapattığım sırada Deborah'yı kaçırdığımı düşündüm. Trenden bir e-posta yazmış olmalıydı. Belki iki yüz metre ötedeki istasyondan telefon etmişti. Sırtüstü yatarken ansızın zihnim son derece açıkmış, önemli bir gerçeğe yaklaşmışım gibi hissettim. Deborah'yla çok iyi bir akşam geçirmiştik. Uzaktan bana sesleniyordu. Yemek masasını hatırladım. Beni topluma çağırıyordu. Gururum okşanmıştı. Deborah iyi bir insan, diye düşündüm. Dan'le ikisi sanki uygarlığın geleceği buı:ıa bağlıymış gibi çalışmışlardı. Dan'in yerini alacak biri lazımdı. Ben cevaben ona Rachel'ı, Rachel'ı kaybettiğim anı anlatmıştım. Morgda, biriyle bir daha hiç konuşmayacağını anladığın an. Hayır, öyle söylememiştim kendisine, ama bunu kastetmiştim. Ve o az önce Dan'i tabutunda görmüştü. Yani? Yani? Yan dönüp koltuğa kıvrılmış kadına gözlerimi diktim.
Hayata Dair
Hotel MilanoTim Parks · Livera Yayınevi · 202469 okunma
8/10
·216 syf.··
2025 41. kitabı
Yayınevinin söylediği gibi tam bir modern tragedya. Livera Yayınevi güzel işler yapıyor, Tim Parks'ı Roza Hakmen'den okumak da onlardan biri. Çeviride yer yer okuru zorlayan pasajlar vardı ama genele bakıldığında bu bir sorun olmaktan çıkıyor. Hotel Milano, bir cenaze davetiyle başlıyor. Frank Marriot, "eski dostu ve ezeli rakibi" Dan Sandow’un cenazesi için apar topar Milano’ya geliyor ama bu yolculuk onun düşündüğü gibi sıradan bir yolculuk değil. Varış noktasında karşılaşacakları hikâyeyi bir hesaplaşmadan öteye taşıyor. Klasik Tim Parks. Mutlaka okunmalı.
Hotel MilanoTim Parks · Livera Yayınevi · 202469 okunma

Yazar Hakkında

Tim ParksYazar · 13 kitap
1954'te Manchester, İngiltere' de doğdu. Cambridge ve Harvard Üniversitelerinde öğrenim gördü. 1981'den beri İtalya'da yaşıyor. Europa (1997; Alef 2016), Kader (1999; Alef 2016), Cleaver (2006), Sex is Forbidden (Seks Yasak, 2013) ve Painting Death (Ölümü Resmetmek, 2014) başta olmak üzere hemen hepsi çeşitli ülkelerde yayımlanan on dört roman yazdı. 90'larda, Kuzey İtalya'daki hayatı konu alan, kurmaca olmayan iki kişisel anlatı kaleme aldı: Italian Neighbours (İtalyan Komşular, 1992) ve An Italian Education (İtalyan Eğitimi, 1996). Büyük beğeni toplayan bu kitapları 2002'de hem taşra hayranlığının komik bir mikrokozmosunu sunan hem de iş ve futbol tutkusu açısından İtalyanların hayatına genel bir bakış niteliği taşıyan A Season with Verona (Verona ile Bir Mevsim) izledi. Kurmaca olmayan diğer başlıca eserleri ise 15. yüzyıl Floransası'ndaki Medici bankasının tarihini anlatan Medici Money (Medici Parası, 2005); sağlık, hastalık ve meditasyon üzerine düşüncelerini aktardığı Teach Us to Sit Still (Bize Sakin Sakin Oturmayı Öğretin, 2010) ve son olarak 2013'te yayımladığı Italian Ways'dir (İtalyan Yolları). Tim Parks aynı zamanda önemli bir çevirmen. Moravia, Cal-vino, Calasso, Machiavelli ve Leopardi'nin eserlerini İngilizce'ye çevirdi. İngiliz modernistlerin İtalyanca çevirilerini incelediği Translating Style (Üslubu Çevirmek, 1997) kitabı bu alanda bir klasik sayılıyor. Halen Milano'daki Uluslararası Diller ve Medya Üniversitesinde (IULM) çeviri alanında lisansüstü dersleri veriyor. New York Review of Books ve London Review of Books'ta düzenli olarak yayımlanan metinlerinin yanı sıra, son üç yıldır da New York Review onlineda yazmak, okumak ve çeviri üzerine düzenli olarak denemeler yazıyor.