Üç zamanın iç içe geçtiği, sımsıcak bir anlatı. İskenderiye Kütüphanesinin yandığı zamanlardan, Baki şiirlerinin hayranlıkla okunduğu bir zamana ve nihayetinde pandemi günlerindeki İstanbul’a uzanıyor sayfalar. Hikayeler nasıl birleşecek merak ederek okuyor insan. Bambaşka yaşam biçimleri var. İlişkiler, öncelikler dönemler itibariyle o kadar farklı ki. Ama bu değişimlere rağmen, geçmişin sımsıcak elleri hep arkamızda. Bir de değişmeyen bir şey var dönemler itibariyle: Dalkavukluk. Eskiden ücretli bir işmiş şimdi ücret vermeseler de yapan omurgasızlar var. Hepimizin hayatlarına dokunan geçmiş bu kadar görünür, bilinir, anlaşılır olsa keşke… Keyifle okunacak, akıcı bir yaz kitabı olmuş bence. Tatilde ne okusam diye düşünenlere öneririm.