Son derece samimi bir aile hayatına tanıklık ediyoruz anlatı boyunca. Adının altında “Roman”olduğu belirtmiş olsa da aslında yazarın kendi başından geçen bir olay anlatısı. Kurgu ile zenginleştirildiğini de hiç sanmıyorum, çünkü gerçekliğin kurguya ihtiyaç duymayacak kadar sert olduğu bir olay anlatılıyor. Pandemiyi yenice atlatmışken eve sosyal hizmetlerden gelen bir mektupla ailenin yaşamı bambaşka bir akışa giriyor. Sosyal hizmetler, kimliğini açıklayamadığı birinden, ailenin çocuklara şiddet uyguladığı ihbarını alıyor ve bunun üzerine aile ile görüşüyor. Sonrasında da yeni çocuk koruma pilot programı devreye sokuluyor ve ailenin hayatına zorunlu bir “kuzen” dahil oluyor. Her ailede olan sıradan tartışmalar, çekişmeler var Cordonnier’in ailesinde de. Ama ilgisilik, sevgisizlik değil bu bell ki. Kuzenin varlığı gün be gün üzerlerinde baskı yaratıyor. Yediklerine, içtiklerine, sohbetlerine, gezmelerine, neşelerine yansıyan bir baskı bu. Saçmalık diyorsunuz yaşananları okudukça. Yasa koyucular evin içindeki bir sosyal hizmet uzmanının aile hayatına nasıl şekil vereceğini ve bunun gerçekten sorun olan ailelerde nasıl bir gerçek ilişki sağlayacağını düşünmüş olabileceklerini anlayamıyorsunuz. Sonradan askıya alınmış program zaten. Aile dinamiklerini etkileyen bu saçma süreci nasıl yaşadıklarını anlatmış yazar. Samimi bir anlatı olması nedeniyle sevdim.