Gönderi

9/10
·463 syf.··
2025 4. kitabı
·
99 günde okudu
·
Okunma: 19 Temmuz 2025 01:13
Bu kitap kesinlikle böyle bir okuma serüvenini hak etmiyordu çünkü böylesine harika bir kitap aylarca elde sürünmemeliydi. Tabiki bu tamamen benim hatam, maalesef süreçde sık sık ara verdim ama resmen vicdan azabı çekerek. Çünkü okuma zevki o kadar yüksekti ki resmen kitap devam etmem için yalvarıyordu. -Belki de yalvaran aslında hikayenin devamını deli gibi merak eden aklımdır- Her neyse. Zülfü Livaneli’nin bir çok kitabını okudum ama Konstantiniyye Oteli ilk 3 listeme hızlıca giriş yaptı. Çok yalın bir dille daha önce neredeyse hiç karşılaşmadığım bir hikaye anlatıcılığı yapmış kitabında. Benim için başta anlamak çok zordu, dediğim gibi ilk defa böyle karışık bir zaman örgüsü takip etmeye çalıştım ama kesinlikle buna değerdi. İlk başta Zehra ve Emre’nin hikayesine kaptırmış giderken aslında ne kadar çeşitli hayatları dinlediğimi sonradan fark ettim. İlk heyecanımı attığıma göre şöyle özetleyebilirim; Konstantiniyye Oteli, Zehra ve Emre’nin birbirlerini kaybedip tekrar bulma hikayesini anlatıyor ama sadece bu kadar değil.Aslında her şey ve herkes bu otelin etrafında toplanıyor, otelde verilen bir baloya davet ediliyor ve tek tek tüm masaları gezerek her bir davetlinin yaşamına göz atıyor, hikayesini dinliyoruz. Her bir sayfada yeni bir başlangıç yapıyor gibiyiz neredeyse. Yazarken sık sık ‘yapıyoruz, ediyoruz’ gibi kelimeler kullanmamın sebebi kitaba kendimi o kadar kaptırdım ki sanki ben de oradaymışım gibi hissettim. Bir ara Zehra ve Emre’nin yanındayım, bir ara Zehra ve Ergun Bey’in yanındayım, bir ara garsonlarla beraber dolanıyorum, bir ara şu masada üstatdan azar işitiyor bir ara bu masada siyasetçileri dinliyorum. Her hikayenin bir kendine özgülüğü var, hiçbiri diğerine benzemiyor. Tabi tarihi olarak değil. Okurken ‘tarih tekerrürden ibarettir’ sözünü sık sık düşünmemizi istiyor çünkü. Demek istediğim toplumumuza o kadar güzel bir ayna tutmuş ki anlatılan hiç bir hikaye yabancı gelmedi sanki bunu daha önce duymuştum diye düşündüm. Toparlarsam bitirmeye korktuğum bir kitap oldu, veda etmek istemedim gerçekten. İstanbul hakkında bir şeyler okumak beni her zaman cezbetmiştir. Büyülü bir şehir, belki eski büyüsünü tam olarak devam ettiremiyor ama ben biliyor olacağım.
Duygu/Düşünce
Konstantiniyye OteliZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202022,3bin okunma
·
62 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.