Puan vermedi·268 syf.····Okunma: 11 Temmuz 2025 01:08 “ Zeki müstantiğin bu meselede en çok merakını çeken şey parmakları kınalı bir Müslüman kızının iki Kefalonyalı arasında maktul bulunmasındaki sırlardı.”
Esrâr-ı Cinâyât, Avrupa’daki polisiye anlatı geleneğiyle yerli kültürün birleştiği ilk örneklerdendir. Sonrasında yazılacak polisiye metinlere öncülük etmiştir.
İstanbul’da Öreke Taşı’nda 3 cesedin bulunmasıyla başlayan roman, intihar süsü verilerek öldürülen başka bir cesedin bulunmasıyla devam eder. Bu iki farklı olayın arasındaki bağı çözme görevi polis şefi Osman Sabri ve Muharrir Efendi’ye kalır.
Ahmet Mithat Efendi, klasik halk hikayeciliğinden farklı olarak olay örgüsü, karakter çözümlemeleri açısından daha modern bir anlatım biçimi denemiştir. Klasik üslubu bu eserde de hissedilir. Anlatıcı, okura doğrudan seslenir, bu bazen samimi hissedilse de polisiye bir romanda okuru hikayeden koparabilir. Modern polisiye okumaya alışık olan okuyucular için kitabın bazı bölümleri basit kalabilir, yavaş ilerleyebilir ama dönemin şartlarını düşündüğümüzde oldukça yenilikçi bir eser olduğunu söyleyebiliriz.
Kitap sadece bir cinayetin çözüm sürecini içermiyor, Osmanlı toplumunun bazı sosyal sorunlarına da ışık tutuyor. Osmanlı toplumunun suç ve adalet kavramını nasıl ele aldığını görmek isteyenler için tarihi ve kültürel açıdan da değerli olduğunu düşündüğüm, bugün hala merakla okunabilecek bir klasik. Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar dilerim.