·360 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Ocak 2018 16:08 “Antika Titanik”, Murat Menteş’in kafasının içinden fırlayıp da yazıya dönüşmüş gibi duran kitaplarından biri. Roman gibi değil, deneme desen eksik kalır; ama ne olduğunu tam çıkaramasan da okurken “iyi ki yazılmış” diyorsun. Çünkü hem kafa açıyor hem de kalbe ince ince dokunuyor.
Bazı cümleleri var ki, oturup üzerine çay içmek istiyorsun. Mesela:
“İnsan, unutmaya çalıştıkça hafızasına daha sık uğrar.”
Bu tür cümleler, sanki bir yerlerden tanıdık ama senin aklına gelmemiş gibi. Menteş işte, hep birkaç saniye önden konuşuyor.
Kitap, parça parça ilerliyor. Ama bu da onun cazibesi. Bir trenin camından bakmak gibi - manzara sürekli değişiyor ama raylar bir şekilde hep bağlı. Yer yer gülümsetiyor, bazen durup düşündürüyor. Kimi zaman da hafiften kalbine dokunup geri çekiliyor.
Okurken öyle hissettim.. Bu kitap bir yandan vitrinlerde duran paslı bir gemi maketi gibi; eski, ama hikâyeli. Diğer yandan zihnin en kuytu köşelerine fener tutan bir cümle koleksiyonu gibi. Hafif ama iz bırakıyor.
Menteş okumak biraz cam kırığı üzerinde yürümek gibi; can acıtır ama seni kendine getirir. “Antika Titanik” de öyle. Bazen batıyor, ama batarken bile parlıyor.