Puan vermedi·248 syf.····Okunma: 18 Temmuz 2025 20:12 Bu kitaba daha önce başlamış, fakat Çilem Doğan’ın ifadesinden sonrasını okuyamamıştım.
Şimdi dönüp baktığımda fark ediyorum: O zamanlar bu kadarına hazır değildim belki.
Ama artık her şey o kadar politik, haksızlığa ve acıya o kadar alışmışız ki, okumak sanki bir sabah haberini gözün yarı açık dinlerken içinin burkulması gibi…
Her cümle hem kişisel, hem toplumsal. Ne anlatıyorsa, bir yerden tanıdık geliyor: Annemin susuşundan, sokakta denk geldiğim haksızlıktan, içimde bastırdığım öfkeden…
Bu kitap yalnızca bir edebi metin değil; aynı zamanda bir hafıza defteri.
Kırılmış kadınların, susturulmuş çocukların, unutulmaya bırakılmış mahallelerin, “tesadüfen kurtulanların” sesi.
Bireysel gibi görünen her hikâyede, aslında kolektif bir yara var.
Bir kadının evdeki sessizliğini anlatırken bile, devletin sesini, sokakların gürültüsünü, toplumsal cinsiyetin gölgesini hissediyorsunuz.
Ama sadece karanlık yok bu kitapta. Umut da var. Çünkü anlatmak, umut etmektir.
Çünkü “Olay şöyle oldu” demek bile, bu topraklarda bir direniştir.
Okunması kolay, unutulması zor bir kitap.
Ve son sayfayı kapatırken zihnimde yalnızca şu cümle kaldı:
“Sadece bizim başımıza gelmiyor. Ama bizden başka anlatan da yok.”