Puan vermedi·912 syf.····Okunma: 19 Temmuz 2025 14:20 Doğan Avcıoğlu’nun "Yön ve Devrim Yazıları" Türkiye sol düşüncesinin 1960’lı yıllardaki entelektüel birikimini ve çıkış yolları arayışını yansıtan önemli bir derleme. Kitap, Avcıoğlu’nun Yön dergisi (1961–1967) ve Devrim gazetesi (1969–1971) döneminde yazdığı yazıları kapsıyor ve dönemin ilerici aydınlarının Türkiye'nin geri kalmışlığını, emperyalizmle ilişkilerini ve kalkınma sorununu nasıl değerlendirdiğini gösteriyor. Kitapta öne çıkan temel yaklaşım, "Milli Demokratik Devrim" (MDD) adı verilen bir strateji çerçevesinde şekilleniyor. Bu anlayışa göre, Türkiye yarı-sömürge ve yarı-feodal bir yapıya sahip; önce bağımsızlık ve ulusal sanayileşme sağlanmalı, ardından sosyalist aşamaya geçilmelidir.
Avcıoğlu, halkın siyasal bilinç ve örgütlenme düzeyinin zayıf olduğunu kabul ediyor ve bu nedenle devrimci sürecin "yukarıdan", yani asker-sivil aydın kadrolar aracılığıyla yürütülmesini savunuyor. Ona göre Türk Silahlı Kuvvetleri içinde, özellikle genç subaylar arasında halkçı ve anti-emperyalist bir damar vardır ve bu damar, bir tür "ilerici müdahaleyle siyasal yapıyı dönüştürebilir. Bu yönüyle Avcıoğlu, 1960'taki 27 Mayıs darbesini olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyor ve benzer bir dönüşümün tekrarlanabileceğini umut ediyor. Onun çözüm önerisi, Kemalizm'in halkçı ve devletçi mirasıyla Marksist analizleri harmanlayan bir sentez. Ne Batı tipi liberal kapitalizm, ne Sovyet tipi bürokratik sosyalizm; bunun yerine bağımsız, planlı, halkçı bir kalkınma modeli.
Biraz da kitaptan bağımsız olarak Mahir'in Avcıoğlu ve çizgisine eleştiriletirine değinmek istiyorum.
Mahir Çayan, Kesintisiz Devrim II-III'de, Avcıoğlu’nun sınıf analizini yetersiz, devrim anlayışını reformist ve hatalı olarak tanımlıyor. Ona göre ordu, kapitalist devletin silahlı gücüdür ve devrimci bir özne olamaz. Çayan’a göre devrim, halkın kendi örgütlü gücüyle ve kesintisiz bir şekilde gerçekleşmelidir; yani önce demokratik devrim, sonra sosyalist aşama gibi bir geçiş değil, doğrudan sosyalist devrim hedeflenmelidir. Avcıoğlu’nun halkı edilgen gören ve kurtuluşu bürokraside arayan yaklaşımı, Mahir Çayan’a göre devrimi halktan kaçırmak ve sistem içi çözümlerle oyalamaktır. Ayrıca Kemalizm’in devrimci değil, burjuva karakterde olduğunu belirterek, Avcıoğlu’nun bu ideolojiye yaslanmasını da eleştiriyor.
Tarih, Mahir Çayan’ın eleştirilerini doğrular nitelikte gelişti. 1971’de ordu içindeki “ilerici müdahale” beklentileri boşa çıktı, 12 Mart muhtırasıyla birlikte Türkiye’de sağcı-otoriter bir dönem başladı. Avcıoğlu da gözaltına alındı, yazı hayatı fiilen sona erdi. Yani devrimi orduya havale eden çizgi, İRONİK biçimde ordunun baskısıyla susturuldu. Buna karşın Mahir Çayan ve arkadaşları silahlı mücadeleyi sürdürdü, ancak onlar da 1972’de Kızıldere’de katledildiler.
"Yön ve Devrim Yazıları", tüm bu tarihsel bağlam içinde değerlendirildiğinde, Türkiye’de sol düşüncenin bir dönemine damga vurmuş ancak kendi iç çelişkileri ve stratejik yanılgıları nedeniyle başarısızlığa uğramış bir hattın hem kuramsal hem de pratik belgeleri olarak okunabilir. Kitap, halkçı söylemiyle umut veren bir entelektüel çabanın ürünü olmakla birlikte, siyasal dönüşümün gerçek öznesi olarak halkı değil orduyu görmesi, onu kitle hareketlerinden kopuk bir bürokratik sosyalizm çizgisine yakınlaştırmıştır. Mahir Çayan’ın yaptığı eleştiriler, bu çizginin tarihsel sınırlarını gösteren önemli bir karşı konumlanıştır. Dolayısıyla "Yön ve Devrim Yazıları", sadece bir fikirler derlemesi değil, aynı zamanda Türkiye solunun içindeki en temel stratejik ayrımların ve kopuşların da belgesidir.
Uzun ve yorucu bir okuma oldu. Siyasetle, özellikle sol siyasetle ilgisi olanlar ve 60-70 dönemi siyasi, sosyal gelişmelerine merakı olanlara tavsiye ederim..