Bir güne sığdırılan duyguların o duyguların insanda uyandırdığı hislerin kerametini anlatan kitaplar elbette var. Ama bu kadar çok geçişi bu kadar kısa bir zamanda bu kadar dar alanda anlatmak gerçekten büyük başarı. Kendisi ile sevgili Kemal Varol söyleşisinde tanıştığım ama okumanın bugüne nasip olduğu sevgili Ali İpek kaleminden Muhlis ile tanışmalısınız..
Bir kasaba, ismini bir hikayeden alıyor ve orada yaşayan Muhlis sevdasını yücelttiği Nurgül'ün ağzından "gidelim buralardan Muhlis" cümlesi ile gitmeye hazırlanıyor.
Bu gidişle yerini yurdunu mu yoksa dünyasını mı değiştirecek
Suskunluğunu kendine çığlık edinen bir adamın hem can acısını hem ruhunun acısını elle tutulur gözle görülür bir halde hissedeceğiniz bir eser.
Gidiş hep kendine midir? Yoksa aşka mı? Bir babanın hayaleti sizi ne zaman bırakır. Ya da siz onu ne zaman azat edersiniz.. Sevdanın peşinde tüm köklerinizden kopmaya gönüllü olunca mı?
Kitaptaki cenaze ve taziye evi o kadar güzel resmedilmiş ki aşağıda kadınların kağıtları arasında yukarıda erkeklerin çay içerken çıkardığı dil damak arasındaki senkron kulaklarınızda çınlıyor..
Gökten üç elma değil bir yazma ,bir terlik , bir taş düşüyor ve herkes nasibine düşeni kucaklıyor.