1885-1971 arasında yaşamış Macar Düşünür Georg Szegredi Lukacs’ın Estetik kavramı üzerine, elli yıl çalışarak yazmış olduğu dört ciltlik çok önemli eserinin birinci cildi olan bu eserde;
insanlığın geçmişinden günümüze doğru gelişim çizgisi paralelinde Estetik kavramının gelişiminin izini sürmüştür.
İnsanın en çok inceldiği anlatının ürünü olan sanatın ortaya çıkışına da dikkat çeken düşünür Estetiğin gelişiminin insanın toplumsal gelişiminden bağımsız olmadığını ve insanın toplumsal hayatının, doğayla ilişkisinin zemininde ortaya çıktığını vurgulamıştır. Estetiğin insanın doğal gelişiminin, doğal tavırlarının zemininde yetişen bir hissiyatın görünür kılınmasıyla ortaya çıktığını görüyoruz.
Son derece kapsamlı ve detaylı bir içerikten hareket eden düşünür sanatın ve sanatın taşıyıcısı olduğu estetiğin aşkın değil dünyasal, doğal ve maddi bir yapıda olduğunu ortaya koymuştur.
İncelemelerini bulgulamak için
Lukacs, kendi estetik kuramını oluştururken
Epikür,
Bacon,
Spinoza,
Vico,
Diderot,
Lessing ve
Goethe'den
Hegel'e,
Marx'a,
Engels ve
Lenin'e
değin uzanan binlerce yıllık bir düşünce mirasını değerlendirir.
Sanatın konumunu, insanoğlunun çabalarının bütünü açısından saptar.
Sanatın toplumsal-tarihsel gelişmesini sergilerken,
tarih öncesindeki
büyü dönemine
değin uzanır ve
estetik "katharsis"in
insanı insan olmanın bilincine vardırmasını anlatırken,
bir yandan geçmişi, bir yandan da günlük yaşamı çıkış noktası alır.
Çok değerli bir kitap.
Ancak anlaşılması da bir o kadar zor bir kitap.