1847-2021 arasında yaşamış
Türkiyeli filozof, mütefekkir ve akademisyen Şaban Teoman Duralı tarafından yazılmış bir eser.
Kitap Kant'ın başyapıtı “Salt Aklın Eleştirisi”ni irdelemek için oluşturulmuş.
Prof. Duralı eserinde Kant’ın hayatını ve felsefesini inceleyip yorumlarken; büyük filozofun “çığır açıcı paradigmasını” ortaya koyuyor.
Buraya kadar bir sorun yok ama eserin içine girildiğinde bir terslik olduğu görülüyor.
Kant, çağındaki dogmatik bilgilerle ve profan çevrelerle olan mücadelesinin de neticesinde başeseri olan Saf Aklın Eleştirisi adlı eserini yazmışken Şaban Teoman Duralı Kant’ı eleştiriye tabi tutuyor. Kant aklın metafiziğini/felsefesini yapmak konusunda büyük bir çığır açmışken, Kopernikçi bir devrim olarak adlandırılacak kadar önemli bir değişim olan Özneye tüm dikkati yöneltmiş/özneyi yetkin kılmışken Duralı ondaki bu yetkiyi geri alarak onu tekrar Aklın dışında kökleşmiş bir subliminal varlık tasarımı merkezine/Tanrı’ya bağlamaya çalışıyor.
Kant Hiristiyan teolojisiyle ve Kilise tahakkümü ile çok mücadele etmiştir esasında ancak Şaban Teoman Duralı kendi metafizik sistemini Kant’ın ve Kant’ın mücadele ettiği sistemden çok üstün görüyor olacak ki/Kant’ı aştığını sandığı ilgili bir yanılsamanın içinde olacak ki, Kendince, insanlığa binlerce yıllık Yahudi/Hiristiyan/Müslümanlık teolojisi geleceğini yeni bir şeymiş gibi sunuyor. Açıkçası Kant’ın eserinin yanına iliştirilmiş bu eser Kant’ın eserinin gölgesinin dışına çıkamıyor.
Kant’ı anlamak ve görüşlerine geleceğin ve günümüzün insanının ne kadar ihtiyaç duyduğunu anlayabilmek için olunabilecek bir eser.