"Demir kapılarla kapalı bir hisar içinde gibi yaşıyorduk."
1913 yılında yayımlanan eser, oldukça başarılı bir toplumsal hiciv örneğidir. Hatta Türk romanında fantastik türün ilk örneklerinden sayılıyor.
Korku ile mizahı bir arada yaşatan bir kitap Gulyabani.
Halkın batıl inançları, hurafeleri mizahi bir dille işlenmiş kitapta.
Muhsine isminde bir hizmetçi, çalışmak için bir köşke girer. Perili, cinli bir köşke. Ve olan olur...
Kitap, günümüzdeki kötü, nankör, bağnaz insanları da anlatmış bir bakıma. Belki de hayatımızın tam ortasında olan ama bizim göremediğimiz ya da görmezden geldiğimiz kötü insanları hatırlatmış bizlere.
Kötü insanların; iyi niyetli ya da başka bir tabirle saf insanların zaaflarından, korkularından, iyi niyetlerinden faydalanıp kendi çıkarları uğruna yaptıkları her türlü kötülüğü gözlerimizin önüne sermiş...
Gayet açık ve anlaşılır bir anlatımı var. Bir sayfasında sakince ilerliyorsunuz ama diğer bir sayfasında da kalbiniz güm güm oluveriyor. Bir yanda da kendinizi gülmekten alamıyorsunuz. Bu kadar da olmaz dedirtiyor.
Korku, heyecan ve komiklik bir arada...
Taassup etme yanarsın diyorum ve kitabın okunmasını kesinlikle tavsiye ediyorum...
İyi okumalar diliyorum..
"Düşündüm, düşündüm... Bütün damarlarımda kaynayan o kuvvetli merak duygusunu yenemedim."