İyilik vicdanımızın sadakasıdır. Daha sonra gelecek olan eylemlerin ön koşulu budur. Hüzün dolu bir yüreğe tebessümle yaklaşabilmektir.
Düşüncelerimizin hareketlerimizi yönlendirerek hayattan elde edeceğimiz başarılarda büyük önem arz ettiğinin bilincinde olmak, her bireyin unutamayacağı nitelikte kaçınılmaz bir gerçek. Arada sırada kendini önemsiz hissettiğinde, öz güvenin kırıldığında, insanların haksız eleştirilerine maruz kaldığında geçmişte yaptıklarına bakarak ne kadar büyük işler başardığının hakkını kendine vermelidir insan. Yaşayacağın harika güzellikler, başaracağın muhteşem işler, kazanacağın şampiyonluklar gerçekleşmek için seni beklerken asıl önemli hususun vazgeçmemek olduğunun farkında olmak gerekir. Her ne yaşarsak yaşayalım, yeniden başlayacağımız o günün bugün olduğunun bilinci tartışılmaz bir gerçektir. Bu bilinci oluşturabilme açısından insanlar dört türlüdür: Kimi bilir, bildiğini de bilir. Bu alimdir, ona uyun. Kimi bilir ama bildiğini bilmez. Bu uyuyor, onu uyandırın. Kimi bilmez ama bilmediğini bilir. Bu eğitime açıktır, eğitin. Kimi bilmez ve bilmediğini de bilmez. Bu cahildir, ondan uzak durun. Yeniden başlarken unutmamamız gereken en önemli duygulardan birisi ise saygıdır. İnsanların yaşamlarına ve duygularına saygılı olarak sürekli yeni hayatlar öğrenmek, başka bakış açısına sahip insanları anlamaya çalışmak hem inanç sistemimizde sürekli tavsiye edilen hem de varlık nedenimizde doğru orantılı olan bir eylem bütünlüğüdür. Başarı bile sadece ama sadece bununla ilgilidir. Kimi akademik olarak yolu almış kimi de duygusal olarak varlığını ispatlamıştır. Hayata bakış açınız değiştiğinde, vücudumuzdaki her aza hatta her hücre buna uyum sağlayacak ve muhteşem bir senkronizasyonla eşsiz bir müzik sesi her yanı kaplayacaktır çünkü bakış açısını değiştiren kişi, kendini değiştirmeye hazırdır. Hayatı yeniden ve farklı mülahazalarla okumak ve güzellikleri gergef gergef dokumak için beklemektedir. Mevlana Celaleddin-i Rumi nın da söylediği gibi: “İnsanı ateş değil, kendi gafleti yakar; herkeste kusur görür, kendine kör bakar. Neye nasıl bakarsan, o sana öyle bakar.”
Yarın için kaygılanmayın zirâ bugünün derdi bugüne yeter. Bakış açımızı değiştirerek yarınları düşünmek değil bugünümüzü güzelleştirmektir önemli olan. Ve unutmamak gerekir ki vazgeçilmez insanlar yoktur, vazgeçilmeyecek doğrular vardır. Doğruların yılmaz takipçisi olanlar adam gibi adamlardır. Gerisi lâf-ı güzaf.