·486 syf.··Beğendi
···Okunma: 04 Ocak 2020 13:35 Bunu okurken öyle çok satırın altını çizmedim. Çünkü çizsem ne olacak? İçimden geçip giden şeyleri bir kalem tutamaz zaten.
Ama sana şöyle söyleyeyim:
Bu kitapta bir şey var.
Tarifi zor.
Zeka desen değil, dram desen yetmez.
Bu, “biri seni anladı mı gerçekten?” sorusuyla çok uzun zaman yaşamış insanların kitabı gibi.
Kafanın içi çok gürültülüyse, bazen herkes sessiz görünür ya… işte o hissin sayfaya dönüşmüş hali.
Bir adam var. Onun hikâyesi bu. Ama aslında değil.
Yani okudukça diyorsun ki, “bu benim zihnimden de geçebilirdi.”
Ama hiçbir zaman dillendiremediğin cümlelerle.
Dahilik değil mesele.
Dışarıdan çok zekisin ama içeride fena dağılıyorsun ya hani bazen…
İşte o.
Bu kitabı sevmedim demem. Ama “beni tırmaladı” diyebilirim.
Çünkü öyle rahat bırakmıyor seni.
Son sayfayı kapatınca rahatlama gelmiyor.
Aksine, hafif bir tedirginlik kalıyor içinde.
O yüzden bu kitap okunmalı mı?
Bilmiyorum.
Ama yalnızlıkla zeka arasında gidip gelen ince bir ip varsa, bu kitap onun üzerinde yavaşça yürümek gibi.
Kimse görmüyor ama sen düşmeye çok yakınsın.
Belki bu kitap o an, seni tuttu.