·353 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Temmuz 2025 01:12 BİR DİNAZORUN ANILARI-MİNA URGAN,360 sayfa
Yer yer güldüren,yeri geldiğinde düşündüren ve hüzünlendiren bir kitap..
~~~~~~**
Mina Urgan’ın ölmeden üç yıl önce hayatını ve anılarını yazdığı kitapta yaşantısından kesitler sunuyor okuyucuya. Kitap beş bölümden oluşuyor.Aslında altı bölüm ama son bölüme albümünden çeşitli fotoğraflar koymuş.
~~~~~~**
Kitabını yaşlılığından başlayarak yazmış:
“ ihtiyarlar ne yaparlar? Anılarını yazarlar. Ben de bunu yapıyorum işte”,diyor.
Anıları ile beraber Türkiye’nin değişen ortamını,çoğumuzun isimlerini duyduğumuz pek çok yazar,şair,devlet insanı,gazetecilerle yaşadıklarını,İstanbul’dan insan portrelerini de yazmış.Önce yaşlılığından başlayarak çocukluğunu gençliğini anlatmış…
~~~~~~**
Toplumun her kesiminden insanlara nasihatlar verirken özellikle yaşlanmaktan korkmayın, gençlik yılları geçmişte kaldı diye ah vah etmeyin, tam tersine gençliğin sorunlarından ve bu sorunların getirdiği açılardan kurtulduğunuza şükredin ama ihtiyarlığı kabul ederken de gençlik yıllarının tüm olumlu yanlarını bırakmamaya gayret edin nasihatını veriyor. Bir insanın bedeni artık hop hop zıplayamazken beynin hala hop hop zıplayabileceğini unutmasınlar diyor. Yine yaşlanmış insanlara hitaben kuşaklar arasındaki uçurumu aşmaları gerektiğini torunları veya gençlerle iletişim kurarken her fırsattan yararlanmalarını söylüyor.
~~~~~~**
Mina Urgan, İngiliz Edebiyatı’nın duayeni, Thomas Malory, Henry Fielding, Balzac, Aldous Huxley, Graham Greene, William Golding, John Galsworthy ve Shakespeare’den çeviriler yapan, edebiyatımızın en değerli yazarlarından.Üniversitede profesör olması nedeniyle öğretmenliğin verdiği tecrübeyle olaylara ve kişilere yaklaşımını “bir öğretmen gibi” olduğunu vurgulasa da kullandığı dil gayet sade,eğlendirici ve neşeli.Bir otobiyografi kitabı ama belirli bir tarih sırasına göre yazılmış değil,sanki bir “dinazorla” sohbet ediyormuşsunuz gibi merakla okuyorsunuz.
~~~~~~**
Kitabın en can alıcı yerleri;bir erkek çocuğu gibi hareketli ve yerinde duramayan,giyimi ile kızdan çok erkeğe benzeyen,bunu hayatının acayiplik yönü olduğunu belirten,on beş yaşından beri sigara içen ,Atatürk ile dans eden,otoriter annesi Şefika hanımdan Şefika diye bahsedip onunla olan hayatının çok inişli çıkışlı olduğunu ama üvey babası Falih Rıfkı Atay’ı çok sevdiğinden bahseden bölümleri.Tanınmış pek çok kişiyle anısı olan Mina Urgan’ın kitabında biz okuyucuları en çok etkileyecek bölüm Mustafa Kemal Atatürk ile olan bölümlerdir kuşkusuz.On bir yaşındayken Mustafa Kemal ile dans etmiş,onu görme şansına erişip,sohbet etmiştir.Çok varlıklı bir aileden gelen Mina Urgan bunun avantajlarını yaşadığı gibi parasızlık çekip çok zor günlerde geçirmiştir.Ama bundan hiç bir zaman şikayet etmeyip aksine gösterişten nefret edip kendine hep sade bir yaşam seçmiştir.
Hayatını dolu dolu yaşayan yazar olaylara ve kişilere eleştirilerini yaparken kendisini de yer yer eleştirmiştir.
~~~~~~**
Kendisine neden “dinazor” lakabını taktığını şöyle anlatıyor yazar.”Dinazor olmak gurur vericidir,çünkü yaşadığım dönem adaletsizliği,çirkinliği yüceltip,tüm insani değerleri ayak altına alıyorsa,bayağılık ve çirkinlik egemense,ben böyle bir çağa neden ayak uydurmak zorunda kalayım?Tam tersi böyle bir düzene direnir,baş kaldırırım.Dinazor nesli tükenmiş bir hayvan değil,cesaretin,direnişin ve kaybolmuş insani değerleri taşıyan bir simgedir.”